Covid-19 koronavirüs salgınından alınması gereken ders

Herkes kendi sağlığına sahip çıkmak zorunda. İnsanların gelişigüzel bir şekilde kendi sağlıklarını tehlikeye atmaları intihar gibi bir şey. Sen bünyeni zayıf düşürmek için, bağışıklık sistemini çökertmek için elinden geleni ardına koymayacaksın sonra koronavirüs vb hastalık salgınlarında devletin önlem almasını bekleyeceksin. Böyle bir dünya olmamalı. Bireysel sorumluluklar üzerinde herkes iyi düşünmeli ve kendisini kontrol altında tutmalı.

Yeni tip Coronavirus (Covid-19) hakkındadır.

2019 yılında ortaya çıkan yeni tip Coronavirus hastalık salgını Covid-19..

Koronavirüs insanlara ders olsun. Yani sigarayı bırakın. Alkolü bırakın. Şekeri azaltın. Tuzu azaltın. Et yemeyi azaltın. Neskafe gibi kalp damar sisteminin düşmanı hazır kahveleri bırakın. Bünyenizi yıpratacak saçma sapan yeme içme alışkanlıklarınızı terk edin. Bağışıklık sisteminizi daima güçlü tutun.

Her işte bir hayır vardır. Kim bilir covid-19 salgını sayesinde belki devletler halklarını sadece vergi geliri amaçlı robotlar gibi kullanmaktan vazgeçer de “sağlıklı ve mutlu yaşamaları gereken insanlar” olduklarının bilincine varırlar da sigarayı ve alkolü kesinkez yasaklarlar. Sigaradan alkolden aldıkları vergiyi şekerden alsınlar. Tatlı yiyeceklerden alsınlar. Et ürünlerinden alsınlar. Hazır kahvelerden alsınlar. Bunların hepsinin azı karar çoğu zarar çünkü. Ama sigaranın ve alkolün azı da zarar. Zerresi dahi zarar.

Bakın bu salgında ölenlerin çok büyük bir kısmı zaten herhangi bir gripten bile kolayca ölecek derecede bağışıklık sistemleri çökmüş insanlar. Maalesef sadece ve sadece “Devlet devlet içindir” veya “Devlet devletin bekası içindir” anlayışıyla sürdürülen tüm devlet rejimleri asla halkını düşünmez. Sadece halkını vergi ödeme robotları ve askeri güç kaynağı olarak görüyorlar. Ama Covid-19 koronavirüs salgını görünen o ki insanların akıllarını başlarına getirecek.

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Halk çürükse devleti yöneten baş kişiler en büyük yıkımı yaşayacaklar. Akıl ve faziletler çerçevesinde işletilen bir devlet rejiminde sigara ve alkollü içkiler gibi insan sağlığının baş düşmanı pisliklerin yeri olamaz. Mümkün değil. Ama öyle bir devlet rejimi henüz dünyada yok.

Yazar: Erdal Yüksel

Kategori: Yaşam

Etiketler:

'Covid-19 koronavirüs salgınından alınması gereken ders' hakkında sorular, açıklamalar

  1. Ali, İstanbul dedi ki:

    Elbette herkes sağlığına dikkat etmeli ama bu salgın en başta şunu gösterdi ki sağlık bireysel bir konu değil toplumsal bir konudur. Yoksulluk varsa, sağlık paralıysa, koruyucu sağlık hizmetleri yoksa, salgınlarla baş edilemez. Bu konuda bireysel çözüm yok. Herkes sağlıklı olamıyorsa hiç birimiz güvende değiliz. Bu hastalık en başta yaşlıları öldürüyor. İnsan sigara alkol kullanmasa da yaşlıysa bağışıklığı zayıflar. Yoksulsa kötü beslenir, bağışıklığı zayıflar. Dünyada üç milyar insanın evlerinde el yıkama imkanı bile yokmuş. O insanları bağışıklıkları zayıf diye suçlayabilir miyiz? Kapitalizmi suçlamak gerekiyor. Dünyanın en güçlü ülkesi ABD’de sağlık paralı olduğu için parası olmayan test bile yaptıramıyor. Ama örneğin Küba’da bu salgının yayılması imkansız. Tabii ki devletin önlem almasını bekleyeceğim. Ben günde 10 saat çalışıp 3 saat de yolda harcıyorsam, üstüne iki bin beşyüz maaş alıyorsam, İstanbul gibi yerde bir de kira ödüyorsam, bağışıklık sistemimi güçlü tutmam zor. Salgın olduğunda eve dezenfektan yığsam ne yazar? İşe gitmek zorundayım. bindiğim otobüsteki herkes sağlıklı mı? Demek ki benim sağlıklı olmam için herkesin sağlıklı olması lazım. Her koyun kendi bacağından asılır demişler. Asılır ama, kokusu da yedi mahalleyi tutar denilmiştir. Toplumda insanların bağışıklık sistemini zayıflatan en büyük etkenler alkolle sigara değil. Stres ve kötü beslenme. Spor yapmamak da önemli.

  2. Naci K. -Koceli dedi ki:

    Covid 19 corona virüs zaten bir kedi hastalığı. Kediler her yıl bu hastalığa yakalanır. İnsanların kedi yiyenleri hastalıklı kedileri yedikten sonraki hali bu kedilerin vücut ateşi normal şartlarda 40 derece olduğunu hesaplarsak bu virüsün insana bulaşmış hali de oldukça sancılı olur. Ama aramızda nadir insanların vucudları bu hastalığı ayakta yenip bağışıklık kazanıyor. Bazıları da taşıyıcı oluyor. Bunun için de alkol ve sigara içen arkadaşlar açık hedef oluyor. Bir de ekleyim ben hastalanınca bırakırım kurtulurum diye düşünmeyin. Bu sefer de vucudunuz hem bağımlılıkla hemde hastalıkla savaşmak zorunda kalıyor. Lütfen herkes duyarlı olsun. O sizi bırakmadan siz onu bırakın.

  3. Melis, İzmir dedi ki:

    Doğayı mahvettik hayvanları mahvettik doğa bizden intikamını alıyor. Bütün öldürücü salgınların hayvanlardan bize bulaşması bir tesadüf değil.

  4. Ertuğrul, İstanbul dedi ki:

    Haklısınız bu salgından çıkarmamız gereken maddi, manevî dersler var. Basit bir yarasa virüsünün mutasyona uğrayarak veya uğratılarak insanlığa neler yapabileceğini ve bence kendimizi her şeyin üstünde süper tüketici güç görmenin ne kadar boş olduğunu yaşıyoruz. Nacizane birkaç örnek vereyim .Toplu taşıma duraklarında bir kat yukarıya “yürüyen merdivenle” çıkmaya üşenip engelli asansörü işgal eden sağlıklı insanların sadece hak yemekle kalmayıp aslında hareketsiz yaşantının nelere yol açacağını bilmemesi ile biraz daha lüks yaşamak uğruna gerekli-gereksiz kullandığımız kimyasallar, petrol ürünleri ile kirlettigimiz su, toprak ve hava’ya aslında son derece bağımlı olduğumuzu bilmememiz gibi. Sonuçta bir şekilde bu salgını yensek dahi bir başkasının çıkması olasılık dahilinde. Bence maddi, manevi sahip olduğumuz tüm değerleri düşünüp yaşantımızı gözden geçirmekte fayda var.

  5. Ertuğrul, İstanbul dedi ki:

    Aslında eksik ifade etmişim. Bence sadece kirlettiğimiz doğaya değil birlikte yaşadığımız tüm canlılara bildiğimiz ya da daha bilmediğimiz yollardan bağımlıyız. Şu şekilde düşünelim dünya üzerindeki tek hücreli’sinden en gelişmiş canlılara kadar değişen yaşam şartlarına uyum sağlamak için sürekli ayıklanma, mutasyon süreci söz konusu. Üstelik doğanın hassas dengesinin sırları tam anlamıyla çözülmüş değil. Kendimizce zararlı gördüğümüz bir türün bile tükenişi domino etkisi oluşturup tüm yaşamı etkileyebiliyor. Peki sürekli kirletilen, dengesi bozulan dünya üzerinde yaşayan canlılar nasıl bir mutasyon sürecinden geçiyor? Gelişmiş toplumlarda ise artık sürdürülebilir tarım, hayvancılık, balıkçılık, doğa dostu enerji kaynaklarına hatta yanlış hatırlamıyorsam akıllı evler denilen doğa ile uyumlu yaşam tarzına yöneliş var. Hoyratça tüketime değil.


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.

Lütfen sorunuzu konu ile ilgili sayfaya yazmaya gayret edin.

Sorunuzu/Yorumunuzu yazın:

Sorunuz cevabımla birlikte 1 veya birkaç saat içinde burada görünür olacaktır. Lütfen ara sıra kontrol edin.