İngilizce Türkçe tavuk sözlüğü

Tavuk yetiştirmekle ilgili olarak yumurta, civciv, kuluçka, yem, kümes, organlar, tüyler, sağlık mesleleleri, ırk, çiftleştirme, üretme ve daha birçok alanda en önemli kelimelerden İngilizce- Türkçe olarak hazırlanmış küçük bir sözlüktür.

Sözlüğü hazırlarken hiçbir Türkçe sözlüğe ve kaynağa bakmadım. Bu yüzden bazı kelimelerin Türkçelerinde bizdeki yaygın tavukçuluk terimlerine uymayan kelimeler olabilir. Eğer hatalar ve eksikler varsa bildirirseniz memnun olurum.

Tavuk, horoz, civciv, piliç

chick: civciv
chicken: genel anlamda tavuk, horoz, tavuk eti
cock: horoz (İngiltere ingilizcesinde)
cockerell: piliç horoz
fowl: Genelde tavuk anlamında kullanılsa da tavuk, ördek, hindi vb. tüm kümes hayvanlarının ortak adıdır.
hen: tavuk
pullet: piliç tavuk
started pullet: yumurtlamaya daha yeni başlamış piliç
rooster: horoz (ABD ingilizcesinde)

Yumurta

air space: hava boşluğu
air cell: hava boşluğu
air sac: hava boşluğu
albumen: yumurta akı
bloom: yumurta kabuğunun dış yüzünü kaplayan gözle görülemeyen hassas tabakadır; yumurtanın içini bakterilerden ve diğer zararlı maddelerden korumak içindir.
candle / candling: Yumurtanın içinde civciv gelişimi var mı diye ışık ile inceleme (eskiden bu iş mum ile yapılırmış onun için candling denmiş ama günümüzde yine bu kelime kullanılıyor).
candler: yumurtada embriyo oluşuyor mu diye incelemek için kullanılan ışıklı alet.
chalazae: yumurta sarısının iki yanında yumurta uçlarına uzanan ve yumurta sarısını ortada tutan bağlar
collect: biriktirmek
clutch: 1- bir tavuğun bir yumurtlama döneminde yumurtladığı tüm yumurtalar… 2- kuluçka tavuğun altındaki yumurtaların tümü… 3- bir kuluçkada çıkan civciv topluluğu
dozen: düzine (12 adet)
easter egg: paskalya yumurtası
egg: yumurta
fertile (fertilized) egg: döllü / döllenmiş yumurta
fresh: taze
food: gıda, besin
laid: yumurtlanmış
lay: yumurtlamak
mebrane: zar
nutritious: besleyici (besin değeri olan)
rotten egg: çürük yumurta
shell: dış kabuk
yolk: yumurta sarısı

Kuluçka / Gurk

air: hava
artificial egg: yapay (sahte) yumurta
blood: kan
break up a broody hen: gurk tavuğu soğutmak / tavuğu gurktan kesmek
breathe: nefes almak
brood: 1. (kuş) kuluçkaya yatmak… 2. (insan) kuluçkaya yumurta koymak… 3. bir kuluçka dönemi mahsulü civcivler gurubu… 4. gurk hali
brooder: 1. (brooder box) kuluçka makinesinde çıkarılan civcivlerin birkaç hafta boyunca bakılıp beslendiği yer. 2. kuluçka vazifesi gören herhangi bir şey (kuluçka makineleri için kullanılır ama “incubator” kuluçka makinesi anlamında daha yaygındır)
broodiness: gurk olma durumu / gurk olma özelliği
broody hen: 1. gurk olmuş tavuk 2. civcivlerini yetiştiren tavuk
care: ilgiyle bakımını yapmak, umursamak
chill: soğumak / ısısını kaybetmek
contagious: bulaşıcı (bu kelime aslında hastalıklar için kullanılır; gurk olma özelliğinin de aynı guruptaki diğer tavuklara geçebileceği söyleniyor)
dry: kuru / kurumak
egg tooth: civcivin yumurta kabuğunu içerden delebilmesi için üst gagasının üstünde yaratılmış olan, yumurtadan çıktıktan sonra birkaç gün içinde kendiliğinden düşen koni biçiminde ucu sivri minik eğreti parça
go broody: gurk olmak
growl: (aslında köpekler için – “hırlamak” demek…) gurk tavuğunun tehdit unsuru kabul ettiği insanlara ve diğer tavuklara çıkardığı sesi tanımlamak için bu kelimeyi kullanmışlar
hatch: yumurtadan civciv çıkması
hatchability: civciv çıkım yüzdesi
heat: sıcaklık
hole: delik
humid: nemli, rutubetli
humidifier: havayı nemlendirme gereci
humidity: nemlilik
ignore: umursamamak
incubate: kuluçkaya yatmak / kuluçka (bu kelime tavuklar için de kullanılır ama daha çok kuluçka makineleri için kullanılır)
incubation: döllenmiş yumurtanın civciv haline gelme süreci
incubator: nem ve ısı ayarlaması kontrolü mümkün olan kuluçka makinesi
make sure: (kontrol edip) emin olmak, … diğini garantiye almak
mistake: hata
moist: nemli
moisture: nem
non-setter: kuluçkaya yatma özelliği olmayan / gurk olma hassası olmayan tavuk
peck: gagalamak
pip: civcivin yumurtadan çıkmak için açtığı minik delik. Ayrıca bu deliği açma işlemine de “pip” denir.
progress. süreç
remaining: geriye kalan
set 1. (gurk tavuk hakkında) yatmaya devam etmek, vazifesini bırakmamak
set 2. kuluçkaya yatmak = go broody ile aynı anlamda
setter: gurk olucu, kuluçkaya kabiliyetli
success: başarı
turning: çevirme, döndürme
vein: damar
webs of veins. Damar ağları
wet: ıslak

Yem ve yemek-içmek

bill out: yemleri gaga ile yemlik dışına saçmak
beetle: hamam böceği, uğur böceği, çekirge gibi büyük böcek
bug: küçük böcek
chick starter: civciv yemi
complete feed: zengin karışımdan oluşan tavuk yemi
digest: hazmetmek
drink: içmek
eat: yemek
feed: 1- yem… 2- yem vermek…
grit: tavukların yedikleri, taşlık denen midelerinde bulunması gerekli olan küçük taş/kum parçaları
ingest: ‘yemek, yutmak anlamında’ ağız yolu ile almak
insect: böcek
layer feed: Yumurtlayan tavuklar için özel zengin içerikli yem
pellets: sert taneler (yem)
precocial: yumurtadan çıktığı andan itibaren tek başına hayatına devam edebilir, anne bakımını pek gerektirmez
provide: sağlamak, vermek, imkan tanımak
scratch: eşelemek (tavukların yemleri gagasıyla dağıtıp seçerek yemesi, toprağı ayaklarıyla kazıyıp böcek, taş vs. bulup yemesi) kaşımak anlamı da vardır.
starter feed: civciv yemi
swallow: yutmak
weed: yabani ot

Kümes – Ekipman

bedding: 1. kümes tabanına serilen talaş, saman vb.. 2. hayvanların barındıkları, uyudukları yer
box: kutu, kasa
cage: kafes
ceiling: tavan
coop: kümes
disturb: rahatsız etmek
door: kapı
droppings tray: “gübre tavası” kafes gibi yerlerde tutulan hayvanların ayak bastığı ızgaralı yerin altındaki dışkıların indiği toplantığı levha.
dusting powder: kapalı yerlerde beslenen tavuklar için hazırlanmış, içine gömülerek eşinebilmeleri için toprak vesaire karışımı toz.. eşinme toprağı..
feeder: yem kabı, yemlik
floor: zemin
house: ev
litter: kümes tabanına serilen talaş, saman vb.. ayrıca pislikleri tutması için kullanılır
pen: bir veya iki tavuğu diğerlerinden ayrı tutmak için yapılmış küçük bölge
perch: tünemek
room: 1-oda.. 2- (boş) yer
nest: kuş yuvası / folluk
nest box: insan yapımı folluk.
nest egg: tahtadan veya plastik, özendirici folluk yumurtası
protect: korumak
protected: korumalı / korunmuş
roof: çatı, dam
roost: tünek
roosting pole: insan yapımı genelde tahtadan yapılmış olan tünek
run: Tavukların serbestçe dolaşacakları açık hava bölgesi.
separate: ayrı (kısım, bölge için)
wall: duvar
waterer: suluk / su kabı
window: pencere
wooden: tahtadan.. ahşap..

Beden, organlar, dış görünüm

appearance: görünüm
beak: gaga
body: beden, vücut
booted: paçalı
breast: göğüs
comb: ibik
crested: başında tepelik tüyleri olan
crop: kursak
ear: kulak
eye: göz
face: yüz
feet: ayaklar
foot: ayak
gizzard: taşlık (tavuğun mide gibi olan organı)
head: kafa
hock: but ile bacağın tüysüz kısmı arasındaki dirsek
intestine: bağırsak
keel: göğüs kemiği
leg: bacak
look like: gibi görünmek
lungs: ak ciğerler
nail: tırnak
naked: çıplak.. tüysüz..
neck: boyun
necropsy: otopsi
nostril: burun deliği
ovary: yumurtalık (tavukta yumurtaların ilk oluşmaya başladığı organ)
oviduct: tavuğun yumurtalığında gelişimi tamamlanmış yumurta sarısının çıkış için yola devam ettiği ilk kanal
personality: kişilik
saddle: tavuğun sırtında kuyruğun başlangıcına doğru olan bölge
shanks: tavuk bacaklarının but ile ayak arasındaki kısmı (çoğu türlerde tüysüz olan kısım)
shape: şekil
skin: deri
spur: mahmuz
tail: kuyruk
tailed: kuyruklu
tame: uysal, ehlileşmiş
thigh: but
toe: ayak parmağı
variety: 1- bir şeyin çeşitleri… 2- çeşitlilik
vent: dışkı ve yumurta çıkan arka deliğin dış kısmı
wattles: gaga altı çift ibik uzantıları (bizde bunlara sakal diyenler var. İngilizcede gaga altında uzun tüyleri olan cinslerdeki o tüylere sakal ‘beard’ denir. Gaga altı ibiklerine wattles denir)
wheezer: tavuk butu (sadece konuşma dilinde kullanılan bir kelimedir, internette forumlarda rastlanabilir ama normalde yazı dilinde kullanılmaz)
wing: kanat

Tüyler

barred: siyah üstüne beyaz karyağdılı ve benzeri desenli gibi tüy rengi
beard: sakal (tavuklar ve horozlar için “sakal”, İngilizcede gaga altı uzun tüylere denir, gaga altı ibiğine denmez)
buff: boz veya devetüyü rengi
cape: boyun – sırt arasında bulunan dar yapılı tüyler
crest: Fizan, Sultan, Habeş gibi türlerdeki başın üstünde bulunan uzun tüyler (tepelik)
ear-tufts: kulak tüyleri
feather legged: paçalı
feather: tüy
fluff: tavukların butlarındaki yumuşak, sık, ince tüyler
freezle: kıvır kıvır olan tüyler
hackles: horozun boyun –sırt ara bölgesindeki dar yapılı tüyler
molt / moult: tüy dökmek
mottled: karışık renkli, ebruli, alacalı
muff: bazı türlerde başın yan taraflarındaki, yanaklardaki uzun tüyler
pinfeathers: yeni çıkmakta olan tüyler
plumage: tavuğu kaplayan bütün / genel tüyler
sickles: horozlardaki uzun ve kıvrık kuyruk tüyleri
speckled: benekli
topknot: Fizan, Sultan, Habeş gibi ırklardaki başın üstünde bulunan uzun tüyler (tepelik)
whiskers: bazı ırklarda başın yan taraflarındaki, yanaklardaki uzun tüyler

Sağlık, tavuk vücuduna müdehale ve tehlikelerle ilgili

bleaching: rengin solması
blowout: çok iri yumurtanın yumurtlanırken tavukta çıkış yerine verdiği zarar
cannibalism: tavuklarda birbirlerinin etini, tüyünü, yumurtasını yemek gibi kötü alışkanlık
capon: hadım edilmiş horoz (etli olsun şişmanlasın diye bu işlem yapılır ve kesim için bir süre bekletirler.. oysa islamda hayvanları iğdiş etmek haramdır)
check: kontrol
cull: ayırmak, elemek (zayıfları, hastaları guruptan ayırmak)
disease: hastalık
debeak: gaganın üst kısmının bir parçasını kesmek (tavuklar yumurtasını kırmasın / birbirlerine zarar vermesin diye yapılır)
dub: ibiği kesmek, ibiği keserek kısaltmak
dust bath: toz/toprak banyosu gibi anlama gelir.
egg-bound: yumurtanın aşırı büyük olması sebebiyle ya da başka sebeplerle tavuğun yumurtlayamaması, yumurtayı dışarı çıkaramıyor olması
enteritis: bağırsak iltihaplanması
fail: başarısız olmak, başaramamak
faillure: başarısızlık
grow: büyümek, yetişmek, gelişmek
growth: gelişim
hassle: canını sıkmak, rahatsızlık vermek
hawk: atmaca kuşu
health: sağlık
illness: hastalık
immunity: bağışıklık
impaction: kursakta veya dışkılama yerindeki tıkanıklık
lack: eksiklik, yetersizlik, az miktarda olma
lice: “louse” (bit) kelimesinin çoğulu (bitler).
louse: bit
mite: çok küçük böcek
necropsy: ölü tavuğun incelenmesi.. insan ölüsündeki otopsi gibi
odor: koku
pasting: tavuğun kıçına yapışan kakasından kaynaklanan tıkanıklık
predator: Tavuklara ve civcivlere zararlı olan tilki, sansar, karga, atmaca gibi etçil vahşi hayvanlar
starve: çok aç kalmak, açlıktan ölmek
starve-out: civcivlerde yiyememe durumu
survive: hayatta kalmak
tick: kene
vaccinate: aşı yapmak
vaccine: aşı
weather conditions: hava şartları
wormer: hayvanları bağırsak kurtlarından kurtaran ilaç.

Irklarla ilgili kelimeler

ancestor: ata
avian: kuşlarla ilgili
bantam / banty: cüce tavuk ırklarının genel adı
bird: kuş
bred: türetilmiş, üretilmiş
breed: 1. nesil, soy, çeşit (tavuk ırklarından bahsederken)
breed: 2. (çiftleşerek) üremek, (çiftleştirerek) üretmek
breeder: yetiştirici
create: yaratmak
crested breed: tepeli ırk veya soy (sultan, fizan, polish gibi)
cross: melezleme amacıyla iki ayrı ırkı çiftleştirmek
dam: ana
dam family: aynı tavuğun yumurtalarından (ve aynı zamanda aynı horozun döllemesinden) türeyen nesil
domestic: evcil, evle ilgili
dual purpose: hem eti hem yumurtası için türetilmiş tavuk ırkları için kullanılan terim. Bu ırk tavuklar aynı zamanda kaliteli güçlü bir yapıya sahip olup soğuğa dayanıklıdır.
endemic: bir yere, bölgeye, ülkeye özgü olan
feral: yabani, evcilleştirilememiş
fighter: dövüşçü
Gallus gallus domesticus: evcil tavuk ırklarının Bilim’deki tür adı
game: Aslında daha çok av kuşlarına denir. Eskiden İngiltere’de tavuk ırklarından horoz dövüşü için kullanılanlara game denmiş.  Dövüşçü anlamında.
hybrid: hibrit (özel kalitesi olan melez)
natural: doğal
ornamental breed: Süs tavuğu ırkı
poultry: 1. kümes hayvanları – 2. kümes hayvanı eti
production breed: yumurtlayıcı tavuk ırklarına verilen ad
purebred / pure breed: safkan ırk
rare: nadir
rumpless: kuyruksuz (Araucana gibi)
sire: baba
sire family: aynı horozdan türeyen nesil
straightbred: annesi de babası da aynı ırktan olan
strain: çeşitli ırklar karışık olarak melezleşerek özel takiple nesilden nesile üretilmiş ve sonuçta kendine has özelliği, genel tek tipi olan özellikteki tavuklar; yeni bir ırk denemez
table bird: eti için beslenen tavuk / etlik tavuk
traditional: geleneksel
utility: süs dışında diğer yararları olan anlamında faydalı ırk gibi anlama gelir

Çiftleştirme, yetiştirme, üretme ile ilgili

auto-sexing: Safkan ve normal bazı tavuk türlerinde bir günlük civcivlerdeki cinsiyet farklılığının ayırt edilebilmesi (aşağı satırlardaki “sex link” maddesine ve “straight run” maddesine de bakın)
backyard: arka bahçe / ev bahçesi
boiler: (yemeklik) piliç
commercial: ticari
develope: gelişmek
docile: uysal, insana alışabilen, vahşiliği yabaniliği olmayan
encourage: cesaretlendirmek, teşvik etmek, bir hedefe yönlendirmek
exhibition: sergi
farm: çiftlik
flesh: et (bedendeki et anlamında)
flock: sürü, gurup
fryer: (ızgara, yemeklik vesaire) piliç
free range: tavukları çayırlık alanda diledikleri gibi gezip dolaşmalarını sağlayarak besleme
mate: çiftleşmek
meat: et (yediğimiz et anlamında)
pecking order. Tavukların toplu yaşamlarındaki üstünlük dereceleri. Bir grupta bazen bir tavuğun (özellikle horoz yoksa) bütün tavuklara üstünlük tasladığı görülür. Genelde biliriz ki bir grup tavuk arasına yeni bir tavuk getirildiğinde onu gagalarlar. Tam tersi olduğu da görülmüştür.
poultry show: Tavuklar için düzenlenen güzellik yarışması veya sergisi gibi değildir. “Poultry show” tavuk ve diğer kümes kanatlılarının standartları hakkında hüküm vermek amaçlıdır.
production: üretim
raise: yetiştirmek, büyütmek
rear: üretip özenle bakıp besleyip büyütmek
rival: rekabetçi (tavuklar için üstünlükçü, geçimsiz gibi düşünülmeli)
roaster: fırında bütün olarak pişirilmeye uygun piliç
sample: örnek
sexing: civcivlerin cinsiyet tayini
sex link: bazı tavuk hibritlerinde civcivler yumurtadan çıkar çıkmaz cinsiyetlerinin tüy rengi farklılığıyla yüzde yüz ayırt edilmesi özelliği
showroom: teşhir salonu / güzellikleri için hayvanların sergilenmeleri
spent: yumurta verimi düşmüş
straight run: cinsiyeti belirlenmemiş dişi-erkek karışık civcivler
stubborn: inatçı
trade: ticaret
value: değer, kıymet

Diğer bazı kelimeler

abandon: terk etmek
adult: yetişkin, olgun çağda
alektorophobia: tavuk fobisi
area: bölge
behavior: davranış
chook: ingiltere ve Avustralya ve çevresi İngilizcesinde “chicken” yerine bu kelimeyi kullananlar vardır. Çok yaygın değil ama bazı web sitelerinde formlarda rastlayabilirsiniz.
cluck: gak-gaklamak
defecate: kakasını yapmak
dropping: dışkı
environment: çevre
fecal / faecal: bokla ilgili
fece: bok
glob: bok
Grass: çimen, ot
huge: koskocaman
interest: ilgi
isntinct: içgüdü
lawn: çimenlik yer
member: üye
membership: üyelik
pasture: çayırlık çimenlik alan
pet: hobi olarak, yeme amaçlı olmadan beslenen evcil hayvan
poop: kakasını yapmak
shade: gölge
whopper: normal ölçülerinden çok büyük bir şey (mesela dev yumurta)
wild: vahşi, yabani

Yazar: Erdal Yüksel

Kategori: Tavuk Civciv Kuluçka

Etiketler:



Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)