Lale (Tulipa)

Lale bitkisi yılda bir defa, mart veya nisanda çiçek açar. Soğanlı bitkilerdendir. Hakkında tüm bilmek istediğiniz konular aşağıda.

Genel bilgiler

Yaklaşık 75 türü olan lâle cinsi Zambakgiller (Liliaceae) familyasındandır. Bilimsel adı Tulipa’dır. Anavatanı Akdeniz çevresi ülkeleri, Karadeniz çevresi ülkeleri, Türkiye, İran, Orta Asya, Moğolistan ve Çin’dir. Meşhur Hollanda lalelerinin kökenleri ise ağırlıklı olarak Anadolu’dur.

Lâle, çiçekleri ve yaprakları

İsmi

Lâle (لاله) kelimesi Farsça’dan (İran dilinden) geliyor. Eskiden şarap kadehi anlamındaymış. İngilizcesinin tulip olmasının sebebi ise: Osmanlıların sarıklarına benzetmişler ve sarık anlamında tulip demişler.

Tarihçe

Süs bitkisi olarak yetiştirilmesi ilkin İran’da başlatılmış. Selçuklular onlardan öğrenmiş. Sonra da Osmanlıların gözde süs bitkilerinden biri olmuş. Lale üzerinde ilk hibrit çalışmalarını Osmanlılar yapmıştır. Anadolu ve Anadolu dışı laleleri hibrit çalışmalarında kullanmışlar. Fakat ağırlıklı olarak Anadolu’ya has türleri tercih etmişler. Hollanda’ya ilk lâle soğanları 1590 yılında İstanbul’dan götürülmüş ve 1600’lü yıllardan itibaren Hollandalılar laleciliğe çok önem vermiş. Günümüzün meşhur Hollanda hibrit, kültivar lalelerinin kökeni 14 kadar Anadolu lale türüne dayanır. Osmanlı Sarayı’nın çok zarif özel laleleri “lale devri”nin sonundan itibaren kaybolmaya başlayıp Cumhuriyetimizin ilanından sonra Türkiye’de tamamen yok olmuştur.

Lale yetiştiriciliği

Ticari yetiştiricilik tarlalarda yapılır. Bunlar hem kesme çiçekçilik hem de yeni lale soğanları üretimi içindir. Çiçekler henüz yeni açarlarken toplar ve vazoluk olarak satışa çıkarırlar. Son yıllarda mini saksılarda çiçek açmış olarak da lale satışı artmıştır fakat böyle lale yetiştirilmez. Satın almamanızı tavsiye ederim. Çünkü soğan kısa sürede çürür gider. Laleniz ölür. Aşağıdaki bilgilere göre yetiştirmelisiniz. Yani sonbaharda sağlıklı kuru soğanlarını alın ve tarif ettiğim gibi ekerek yetiştirin. Ekim ve kasım aylarında Migros vb yerlerde lale soğanı bulursunuz.

Bahçede balkonda lale yetiştirilmesi, bakımı

Lale bir ev bitkisi değildir. İç mekân süs bitkilerinden değildir. Evlerde ancak çiçekleri vazolara konabilir. Soğanından yetiştirmek, çiçek açtırmak sadece açık havada mümkündür. Buradaki tüm bilgilere uyarak yetiştirmeniz gerekiyor. Soğanlar yaz sıcaklarını tam uyku halinde geçirir. Bu dönemde yapraklar ve kökler tamamıyla kurur. Soğan toprak altında uyur. Sonbaharda soğuklar başlayınca lale soğanları uyanır ve köklenmeye başlarlar.

Lale yetiştiriyorsanız çoğaltmak için bir şey yapmanıza gerek yok. Çünkü olgun bir soğan çiçek açtığında en az 3 yeni soğana dönüşmüştür (genelde daha fazla). Her yıl birkaç misli çoğalırlar. Bu yüzden lale nasıl çoğaltılır diye ayrı bir başlık açmadım. Buradaki yetiştirme bilgilerini okuyunca onu da öğrenmiş olacaksınız.

Lale soğanı dikmek

Lale soğanlarının satışı sonbaharda yapılır (gerçi bütün yıl satanlar var ama yanlış). Alır almaz hemen dikmelisiniz. Bunların taze olmalarına dikkat edin. Yani mesela ekim ayında almışsanız, o soğanların 5 ay önce olgunlaşmış olmaları şart. Daha önceki yıldan beri bekletilen soğanlar belki köklenip yapraklansa bile ilkbahar geldiğinde çiçek açmayacaklardır. Ancak onlardan oluşan yeni soğanlar sonraki yıl çiçek açarlar.

Lale soğanların taze olduklarını nasıl anlarız? Niçin taze olmaları gerekiyor?

Dış sert kabuğun altından bembeyaz et görünmeli. Sağdaki resme bakın. Beyaz, parlak, canlı, pürüzsüzdür. En bilgisiz kişi bile onun canlı, taze bir doku olduğunu anlar. Bayat soğanlarda o bembeyazlık, parlaklık, canlılık olmaz. Sarımsıdır, mattır. Bunların cücükleri zarar gördüğü için köklenip yapraklansalar bile çiçek tomurcuğu ölü doğacaktır.

Sonbaharda ekmeniz gereken soğanlar birkaç ay önce, nisan – mayıs aylarında olgunlaşmıştır ve sıcaklar başlayınca kökler de yapraklar da kurumuştur. Bunların 4-5 ay sonra yani sonbaharda toprakta köklenmeleri şarttır ki çiçek açma kaliteleri düşmesin. Ne kadar fazla bekletirseniz kalitesi o kadar düşer. Hatta çiçek açamaz.

Güneş ihtiyacı, iklim isteği

Sonbaharda soğanları saksılara ektiğiniz zaman ve kış boyunca güneş önemli değil. Yeri soğuk rüzgarlar almalıdır. Bu önemlidir. Şubattan itibaren ise, artık günde en az 4 saat direkt güneş görmeli.

Gerçi Türkiye’nin her yerinde lale yetiştirmek mümkündür ama ticari lale yetiştiriciliğinde (özellikle lale soğanı üreticiliğinde) uygun iklim özellikleri şarttır. Lalelerin çiçek açmalarından itibaren, yeşil yapraklarını sağlıklı tutmaya uygun (fazla sıcak olmayan) bahar havasının en az 5 hafta devam etmesi lazım. Bu sayede yeni oluşan soğanlardan mümkün olan en çok sayıda soğanın gelecek yıl için çiçek açma yeterliliğine gelmesi, o kadar gelişim göstermeleri garanti olur. Lalelerin çiçek açmasından bir iki hafta sonrasında havalar fazla ısınıyor ve laleler uyku dönemine geçiyorsa, yapraklar kökler kuruyorsa buraların iklimi yeni soğanların sağlıklı gelişimlerine uygun değildir. Yani gelecek yıl için yeterince yapılanmayacaklardır. Bir diğer önemli faktör de kışın en az iki ay boyunca 15C dereceden daha soğuk hava olması. Bu arada laleler (saksılarda değil arazilerde) kış soğuklarına -40C dereceye kadar dayanır.

Derinlik, mesafe, saksı

Kışları ağır soğukların olduğu ya da yazları aşırı sıcakların olduğu memleketlerde soğanları 20cm derine gömün. Diğer yerlerde soğanları kendi hacimlerinin iki misli derinliğine gömmeniz yeterli olur. Soğanların arasında mutlaka 20cm mesafe olmalı. Saksıda yetiştiriyorsanız, “eğer gereken gübrelemeleri yapacaksanız” mesafeyi 8-10cm gibi daha dar tutmanızda sakınca yok.

Saksıda yetiştirecekseniz en sağlıklısı eski tip kalın kenarlı çömlek saksılardır. Ne kadar geniş ve derin olursa o kadar iyi. Saksı en az 20cm derinlikte olmak zorunda (soğanları bu durumda 10cm derine gömeceksiniz; pek yetmez ama uyar). Plastik saksı kullanacaksanız daha da büyük, derin ve geniş olmalı. Zira lale ilkbahar gelişim döneminde bolca güneş alması gereken bir bitkidir. Kökler küçük plastik saksıda sıcaktan dolayı rahatsız olur, yapraklar vaktinden çok önce sararır, bu da yeni soğanların gelişimini yarıda bırakır.

Diktikten sonra sulama ve uygun yer

Lale soğanlarını dikince hemen sulayın. Saksılara dikmişseniz, saksıları soğuk rüzgarları alan ve güneşsiz bir yere koyun. Kuzeye bakan duvar dibi ideal bir yerdir. Toprak yağmurdan kardan ıslanmayacaksa ara sıra kontrol ederek ciddi bir kuruma gördükçe bolca su ile sulayın. Şubat ayına kadar soğuk rüzgarları almalı. Şubat girince iyi güneş alacakları bir yere koyun. Yine dışarıda olacak. Bu kesin şart. Evde olmaz. Üstüne kar yağabilir, birikebilir. Hiçbir sakıncası yok.

Lâle için toprak

Suyu iyi geçiren gerçek toprak kullanın. Torf vb hazır poşet topraklar laleler için hiç güvenli değildir. Saksıya lale dikerken hazır poşet toprak kullanmaktansa sokakta kıyı köşede, parklarda bulabileceğiniz arazi topraklarından kullanmanız bile daha güvenlidir. ama kesinlikle killi olmasın.

Toprağı verimli olan bahçelerin, tarlaların toprakları en uygunudur. Killi ise iri taneli dere kumu karıştırmalısınız. Böylece süzekliği yerine gelir. Toprağın süzek olması laleler için çok önemli bir ihtiyaçtır.

Humuslu toprak lalelere iyi midir?

Biraz, az humuslu toprak lalelere iyidir (çok humuslu olmamalı). Zira laleler orman altı bitkisi değildir, açık alanların bitkisidir. Öyle yerlerde topraklar humus bakımından pek zengin olamıyor. Doğal alanlarında kışın çok soğuk bölgelerde dağlarda bayırlarda yetiştiğini düşünün. Oralarda lalelerin soğanları 20-30cm gibi derinde bulunur ve bu derinlik o arazilerin en humuslu üst tabakasının altında kalıyor. Ki zaten en üst kısmının da pek humus zengini değildir. Demek ki humus zengini topraklardan kaçınmak lazım ama biraz humuslu olması iyidir.

Killi ve kumlu toprağı gübreleyin. En iyisi budur.

Beyaz değil kırmızı veya diğer koyu renklerden killi toprağı kumla karıştırarak süzekliğini iyice arttırın. Buna dörtte bir oranında eski koyun gübresi karıştırın. Lalelerinize böylece besin filan vermeniz gerekmez. Toprağı zaten yeterince süzek olan bahçelerin toprağına bir şey yapmak gerekmiyor. Sadece gübrelemelisiniz.

Lalelerin gelişimi ve çoğalması

Soğanlar sonbaharda soğuklar başlayınca uyanır, aktifleşir. Hem kök salmaya hem yaprak uzatmaya başlarlar. Kış başında toprak dışına uçları çıkabilir. Bu normaldir. Ocak sonuna doğru, gündüz süresi uzadıkça lalelerin gelişimi soğuğa rağmen biraz hızlanır. Yine de yavaştır yani ancak mart veya nisanda çiçek açacaklardır. Fakat bazen bölgeye ve lale çeşidine göre çiçek açmaları mayısa kalır.

Çiçek açması ve yeni soğanlar vermesi

Sonbaharda diktiğiniz olgun bir soğandaki bütün birikim köklere, yapraklara, çiçek sapına, çiçeğe ve birkaç yeni soğana dönüşmüş ve böylece o soğan yok olmuştur. Lalenizin mevcut yaprakları ve açtığı çiçeği diktiğiniz toprağın beslemesine göre değil, soğanın önceki yıl depoladığı besin ve enerjiye göre olmuştur. Sizin kullandığınız gübre yeni soğanların büyümeleri içindir yani gelecek yılın çiçek kalitesi için önem taşıyor.

Çiçekler solunca sapların ucundan koparın. Eğer meyveler (tohum kapsülleri) oluşmaya başlarsa yeni gelişmekte olan soğanların beslenmelerine ortak olurlar. Bu iyi bir şey değil.

Yeni lale soğanlarının oluşması

Çiçek açacak olgunluktaki soğanlardan yeni soğanlar oluşur. Daha küçük soğanlar ise çiçek açmaz, çoğalmaz, tek yaprak çıkararak sadece büyümeye devam eder. Lalenin hissettiği iklim özelliğine, kış soğuklarına göre yeni soğanlar daha derinde veya daha yüzeye yakın gelişebilir. Buna bünye karar veriyor. Ana lale çiçek açarken veya kısa bir süre sonra yeni soğanlardan bazıları yaprak çıkarabilir. Bu daha iyi gelişecekleri anlamına gelir. Hatta bir lalede kaç yavru yapraklanmışsa, gelecek yıl o kadar sayıda çiçek açacak demektir. Ama bu yapraklanmamış yeni soğanların gelecek yıl çiçek açmayacakları anlamına gelmez. Çiçek açma olgunluğu ne kadar büyümüş olduklarına bağlı bir şeydir.

Besleme ve sulama

Çiçek açtıkları zaman lalelerinize gübre şerbeti veya bitki besini verseniz çok iyi olur. Doğal katı gübre verecekseniz kış sonunda, çiçek açmadan iki üç hafta önce vermelisiniz. Zira yavaş çözülür, köklere zamanla ulaşır. Eğer sonbaharda soğanları gübrelenmiş toprağa dikmişseniz ve toprak defalarca uzun süreli yağan yağmurlar yüzünden çok fazla yıkanmamışsa ilkbaharda ne gübre ne bitki besini hiçbir şey istemez.

Lalelerinizi çiçek açtığı sıralarda ve sonrasında toprak hafifçe kurudukça ama çok da kurumasını beklemeden sulamalısınız. Amaç yeni soğanların daha iyi beslenebilmeleridir. Yapraklar hafiften bile olsa sararmaya başladığı zaman artık sulamayın. Bırakın kurusunlar.

Gübre şerbeti veya bitki besini vermek gerekiyorsa çiçek açtıkları gün bir defa verin. 20 gün sonra tekrar verin. Yapraklarda hiç bir sararma olmamışsa bir üçüncü defa daha verin (yine 20 gün aradan sonra). Bu kadar fazlasıyla yeterlidir. Bir 15 gün daha bekleyin ve sulamayı tamamen bırakın. Bu arada, gübre şerbetini fazlaca sulandırmış, doz etkisini bir hayli düşürmüş olmanız gerektiğini belirteyim. Çünkü normal dozaj fayda değil zarar verir. Sulamayı bıraktıktan sonra neler yapılacak, aşağıda okuyabilirsiniz.

Soğanları topraktan sökmek, tekrar dikmek

Laleler çiçek açtıktan birkaç hafta sonra yaprakları kurur. Kurumasalar bile yukarıda anlattığım gibi sulamayın ki kurusunlar. Bahçede yetiştirmişseniz hiç sökmeseniz daha iyi. Sadece doğu ve orta Karadeniz bölgemizde yaz başında söküp sonbahara kadar saklamak daha iyidir.

Saksıda yetiştiriyorsanız yine sökmek gerekmez. Saksıyı rüzgarlı ve gölge bir yerde bekletin. Bahçeye dikililerin aksine bunlar yazın kupkuru toprakta (eğer çok ısınıyorlarsa) fena zarar görebilir (özellikle de yazın aşırı sıcak olan bölgelerde). Onun için toprak her kupkuru olduğunda sulamalısınız. Böylece kurumaya çalışan toprak hep serin kalır. Soğanlar sıcaktan zarar görmez.

Sökmezsek lalelerin aralarına mevsimlik çiçekler, sebzeler dikebilir miyiz?

— Bahçeye dikili iseler: Soğanlar 20cm gibi derinde ise hiçbir sakıncası yok. Soğanlar zaten uykuda oluyor. Sulamanın da zararı yok. Şu meseleye dikkat edin: Yeterince derinde değillerse sıcak haftalarda güneşin iyice ısıttığı üst yüzeyin fazla sıcak ıslaklığında bekleyen soğanlarda hastalık oluşur, soğanlar çürür.
— Saksıda iseler: Ancak devasa saksılarda, 20cm derine gömülü iseler ve saksı oldukça geniş ve kalın kenarlı toprak saksı ise ve de toprak gerçek toprak ise sakıncası yok. Aksi takdirde sakıncalı, riskli.

Ben sökmek zorundaysam sonbahara kadar soğanları nasıl saklayacağım?

Soğanlar iyice kuruyunca bez bir torba içinde, çok sıcak olmayan bir odada saklayın. Ama sonbahar serinleri başlamadan önce (ya da serinler yeni başladığında) acilen dikmek zorunda olduğunuzu kesinlikle unutmayın. İki paragraf aşağıda detaylar var.

Çiçekler solar solmaz soğanları sökmek zorundayım!

Bunu soranlar çok. Çiçekleri solunca laleleri söküp başka şeyler dikmek vb sebeplerle erkenden, yapraklarda hiçbir sararma başlamadan önce sökmek isteyenler var. Sakıncalı ama eğer toprağını iyi gübrelemişseniz çiçekler solana kadar yeni soğanlar yeterince gelişmiş olur. Bu durumda, çiçekler solunca köklerini koparmadan ve yapraklarını kesmeden olduğu gibi sökün. Kökleri ve yaprakları üzerinde olarak gölgeli, serin ve havadar bir yere sererek kurumaya bırakın. Bu kuruma esnasında köklerdeki ve yapraklardaki besin ve enerji kısmen soğana çekilip depolanır, soğanlar biraz daha güçlenmiş olur. Bari bunu yapın ki faydalı bir kuruma olsun.

Sökülen soğanları yaz boyunca nasıl bir yerde saklamalıyım? İlaçlamak gerekir mi?

ilaçlamak pek gerekmez ama yapsanız iyi olur. Zirai mücadele ilaçları satan yerlere danışarak toz sorun. Bahçe sülfürü (kükürt) ya da aynı işe yarayan bir toz ugundur. İlaç bulamazsanız soğanları kuru perlit içine gömerek saklayın. Bu da pek gerekli değil. Önemli olan şey havadarlıktır. Bez torbada saklayın. Yeri fazla sıcak olmamalı. 30C derecenin ne kadar altında ise o kadar iyi. Fazla soğuk da olmamalı. Yoksa soğukta soğanlar vakitsiz uyanırlar ve çürümeye başlarlar. Adana’da bile olsanız yaz boyunca buzdolabında saklamayı sakın düşünmeyin. Böyle aşırı sıcak yerlerde soğanları hiç sökmeyin ya da sökmüşseniz büyük bir toprak saksıya doldurduğunuz perlit-kum-toprak karışımına gömün, açık havada gölgeli yerde tutun, haftada bir sulayın. Toprak kurumaya çalışırken içerisi gayet serin kalacaktır.

Sökmeyip toprakta bıraktığınız veya söküp sakladığınız soğanları tekrar dikmek

Lale soğanlarını yaz başında sökmediyseniz, toprakta bıraktıysanız bile mutlaka sonbahar başında söküp büyükleri küçükleri ayırın. İri bir fındıktan daha büyük olanlar gelecek baharda çiçek açacaklar. Çiçek açma olgunluğuna gelmiş lale soğanlarının en küçüğü iri bir fındıktan biraz büyük, en büyüğü ise iri bir ceviz kadardır. Fındık kadar ve daha küçük soğanların çiçek açması iki yıl sonraya kalacak. İşte buna göre ayırın, büyüklüklerine göre farklı farklı yerlere dikin. Toprağı da yeniden düzenlemeli, gübrelemelisiniz. En başta anlattığım gibi sıfırdan başlıyorsunuz. Her sonbahar buna dikkat edin.

Doğada lâle soğanlarının kendiliğinden derinlik değiştirmesi

Çiçek açma olgunluğunda olan bir lale soğanı yok olup onun yerine irili ufaklı yeni soğanlar oluşuyor. Derinlik değiştirmeyi bu sırada ana soğan yavrularına yapar. Sağdaki resimde gördüğümüz gibi lale iklimi fazla soğuk veya fazla sıcak bulmuş ya da toprağı fazla kuru bulmuş olmalı ki yeni soğanlarının daha güvenli kalmaları için onları daha derinde üretmeye karar vermiş. O yeni soğanlar sonradan yer değiştiremez, hep aynı seviyede kalırlar. Ancak kendileri çiçek açma olgunluğuna geldiklerinde oluşturacakları yeni soğanları farklı bir derinliğe yerleştirebilirler. Lale soğanlarının toprakta derinlik değiştirmesi veya farklı mesafelere ilerleyemeleri bu şekilde oluyor.

Lale hastalıkları, zararlıları, problemleri

Türkiye şartlarında açıklık ve bol güneşli yerlerde, doğal hayvan gübresiyle işlenmiş, kimyevi maddeler, ilaçlar kullanılmamış süzek topraklarda hastalık ve zararlılar olmaz. İlkbaharda havaların ısınmasıyla baş gösteren tırtılların, yaprak bitlerinin çoğalıp lalelere zararlı olmaya başlamaları ise genelde çiçek açtıklarında veya sonrasında olur. Bunun da kayda değer bir zararı yok. Nasılsa o yapraklar birkaç hafta sonra kuruyup gidecektir.

Sera ortamlarında lale yetiştiriciliği yapanlar her türlü hastalığa hazır olmalıdır. Lalenin doğasına aykırı. Benim o tür vakitsiz lale çiçek açtırma yetiştiriciliği ve ondan kaynaklanan problemler hakkında bilgim yok.

Bahçelerin rüzgarsız, kuytu, güneşi zayıf, gölgeli yerlerinde laleler sağlıklı gelişemez. Gelişseler de yapraklarında her türlü mantar hastalıkları türeyebilir. Öyle yerlere lale dikmemenizi tavsiye ederim.

Lale meraklılarının sık karşılaştıkları başlıca problem yapraklarının ve çiçek sapının çıkması ama çiçek tomurcuğunun ölü doğmuş olmasıdır. Ölü tomurcuk bir ay çekirdeği kadar ve benzer şekilde, renksiz, beyazımsı, yassı yapılıdır. Yüzeyleri beyaz ölü zar gibidir. Zaten ölüdür. Bunun sebepleri:
1) Bir yıldan fazla bekletilmiş bayat soğanlar. Bayat lale soğanlarında her türlü problem çıkabilir.
2) Soğanın çok geç dikilmiş olmasıdır. Vaktinde dikilmeyip ilkbahara yakın zamanda dikilmiş soğanlarda da olabilir.
3) Yazın bekletirken fazla sıcağın zarar vermesi.

Lalelerdeki diğer gelişim ve çürüme problemleri torf vb hazır topraklardan, ağır killi topraklardan ve saksıyı alıp kapalı mekanlarda tutmaktan kaynaklanır.

Lale kıran virüsü – Tulip breaking virus

Bariz etkisi çiçeklerde ortaya çıkar. Taç yapraklarda aşağıdan yukarı doğru devam eden çizgi çizgi renk farklılığı şeklindedir. Çiçeğe hoş bir görünüm verir. Çizgiler beyaz ya da lalenin renginin açık, soluk tonları rengindedir. Yıldan yıla soğanların çoğalmasında sayı azlığı ve büyüklükte anormallikler, daha küçük olmalar şeklinde devam eder. Birkaç yıl içinde yeni soğan oluşumu durur. Hastalık iyice arttığından artık çoğalamazlar ve çürürler.

Tohumdan lâle üretimi

Laleler soğanlarıyla çoğaltılır. Tohumlarını çimlendirip büyüterek lale üretim yöntemi çok dikkat isteyen zor bir iştir. Başarsanız bile çiçek açacak olgunluğa gelmeleri yıllar sürer. Zaten sadece melezleme yoluyla yeni lâle hibritleri ve kültivarları elde etmek için önemi olan bir yoldur. Eğer yapmada kararlıysanız ayrıntılar aşağıda.

Her lâle çiçeği tohum yapmaz. Tohum oluşmasını garantiye almak için çiçekteki erkek organların polen tozlarının tam ortadaki dişi organın en tepesine bulaşmasını elinizle sağlayın. Eğer tohum verecekse ceviz kadar (bazen daha büyük) bir meyve, daha doğrusu tohum kılıfı oluşturur.

Tohumları toplama ve saklama işleri

Tohumlar olgunlaşınca toprağa düşer ve kolayca gözden kaybolurlar. Bunun olmaması için tohumların olgunlaştığı donemde toprak yüzeyine beyaz kâğıt yayın ki tohumlar siz toplamadan dökülürlerse kaybolmasınlar. Tohumları elde etseniz bile bazıları koftur. Dikkatlice gözlemlerseniz bu minik tohumlardan hangileri gerçekten olgunlaşmış tohumdur anlarsınız. Sonbahara kadar çok serin bir yerde saklamanız gerekiyor. Çünkü lale tohumları çok naziktir. Soğanlar gibi dayanıklı değildir. Çok hafif nemli perlit veya vermikülit arasına karıştırıp temiz bir kavanoza koyun, kapağı sıkıca kapayın. Eylüle kadar buzdolabında saklayın.

Lale tohumlarını ekme ve büyütme

Yaz sonunda ya da sonbaharda, gece ısısının 18C derecenin altında düştüğü zaman gelince hiç vakit kaybetmeden tohumları ekeceksiniz. 1cm kadar derine gömün. Toprak gübresiz, kum ile süzekliği arttırılmış doğal gerçek toprak olacak (iyi bir arazi toprağı). Saksıyı daima dışarıda tutmalısınız. Isının sıfırın altında birkaç dereceye düşmesi zarar vermez. Daha fazla soğuk yeni çimlenmiş mini fidelere ya da çimlenmeye hazırlanan tohumlara zarar verebilir. Dışarıda iken sağanak yağmurlardan koruyun. Tohumların topraktan dışarı çıkıp su ile akıp gitmesine veya toprak dışında kalmasına yol açmasın.

Çimlenme: Toprağın üst yüzeyi asla kupkuru kalmamalı. Hemen çimlenmezlerse ilkbahara kadar bekleyin. İlkbaharda çimlenebilirler. Mini çimen yaprağı gibi incecik yapraklar çıkarırlar.

Minik fidelerin bakımı: Yaza kadar soğanları büyütme şansınız var. Yaprakların yemyeşil kalmasını ne kadar uzun sağlarsanız soğanlar o kadar çok gelişir. Baharın ortalarına gelmeden önce sararıp kurumaya başlayabilirler. Soğanları kurumaz, yaprakları kurur. Ama dediğim gibi yaprakların yeşil kalması süresini uzatmak elinizde. Hem güneşe çok ihtiyaç duyarlar, hem de siz onları yakıcı güneşten ve aşırı sıcaktan koruyacaksınız. Bu ise zor. Her an ilgi istiyor. Havalar iyice ısınmaya başladığında kuzey rüzgarlarını alan bir yerde bulundurmanız iyi olur.

Tohumların çimlendiği ilk dönem: Toprak yüzeyi hafifçe kuruduğunda sulayın. Çimlenen soğanlardan çıkan yapraklar bir aylık olunca ve hâlâ yeşil ve sağlıklı görünüyorlarsa ev bitkileri için olan sıvı besinleri normal tarifinden çok çok daha az miktarda sulandırıp 20 günde bir sulama suyuna katın. Az miktarda olacak. Normal dozun çeyreği bile zarar verir.

Havalar iyice ısınıp yapraklar canlılığını kaybetmeye başlayınca sulamayı azaltın. Yapraklar sararınca sulamayı kesin. Yapraklar tamamen kurusun. Minik soğanlarınız olmuştur. Yapraklar tamamen kupkuru olduktan sonra sökmeyin. Gölgede, çok esintili (kuzey rüzgarları alan) bir köşede, toprak her kupkuru olduğunda sulayarak koruyun.

Sonraki sonbahar – ilkbahar arasında

Sonbahar serinleri başladığında sökün. Lâleler için tavsiye ettiğim toprak karışımına, 5cm derine gömerek dikin ve yetişkin laleler gibi bakımına devam edin.

İlkbahar geldiğinde soğanlar 1 yaşını doldurmuş ve iyice güçlenmiş olur. Artık hiçbir risk kalmamıştır. Bundan sonra bakımına aynen yetişkin laleler gibi devam edin. Yalnız aynı derinlikte olmayacak. Yukarıda mini soğanları ilk sonbaharlarında 5cm derine demiştim. Sonra her sonbaharda yeniden dikerken derinliği 3cm veya daha fazla arttırın. Kusursuz bakımla 4. yaşına geldiklerinde çiçek açarlar. Bakımda hatalı davranmışsanız 5. veya 6. yılda ancak çiçek açacaklardır.

Hollanda lalelerin merkezi


Bütün dünyada Hollanda denince akla lale çiçeği, lale denince akla Hollanda gelir. Hâlbuki lale onlardan önce Osmanlı sarayı ve İstanbul elit tabakasının çok değer verdiği bir bitkiydi. Hollanda’dan önce bizde lalenin binden fazla hibrit ve kültivarı türetilmişti.

Hollanda’ya lâlenin ilk geliş öyküsü

İtalya’da zamanın ünlü bir biyologu Carolus Clusius, 1590 yılında Hollanda’nın Leiden şehrindeki Avrupa’nın en eski botani araştırma merkezinde baş yönetici olarak ve “tıbbi botanist” olarak işe başlamış. O yıllarda onun İstanbul’da büyükelçilik yapan bir arkadaşı varmış. Bu büyükelçi Osmanlı saray bahçelerinde gördüğü lalelerden birkaç soğanı söz konusu biyolog ve botanikçi arkadaşına Hollanda’ya göndermiş.

O botanist kişi Hollanda’nın Leiden şehrindeki bahçesinde soğanları yetiştirmeye başlamış. Hollanda’da lalenin hikâyesi böyle başlıyor. Hollandalılar laleyi çok sevmişler. Lale de Hollanda’nın iklimini çok sevmiş.

Birkaç yıl içinde Hollandalılarda lale sevgisi hiç kimsenin tahmin bile edemeyeceği olağanüstü boyutlara ulaşmış. Zamanla lale Hollanda’nın en birinci dereceden sembolü ve en önemli folklorik unsuru olmuştur.

Hollanda tarihinde Tulipmaniya devri

17. yüzyıl başında (1600’lü yıllar başlarken) Hollanda’da dehşetli bir lale merakı baş göstermiş. Her yıl kat kat artan bir lalecilik furyası.. Lalenin çeşit çeşit melezlerini, hibritlerini türetip duruyorlarmış.

Hollanda tarihinde 1636 yılının sonundan 1637 yılının baharına kadar süren zamana “tulipmania” devri denir. Lale yüzünden işini gücünü, her türlü ticareti bırakanlar olmuş. Bir adet lale soğanı Amsterdam’daki büyük bir evin fiyatına satılıyormuş. Gerçekten tam bir lale manyaklığı devri yaşanmış.

Hollanda Lâle Festivali

Lâle bitkisi Hollanda halk kültürünün neredeyse temel taşı haline gelmiş bir bitkidir. Her yıl düzenledikleri Lale Festivalinde büyük bir önemle birçok sanatsal aktiviteler icra ederler. Festivalde Edebiyattan müziğe her çeşit kültürel ve sanatsal aktiviteler yapar, eğlenceler düzenlerler. Bu etkinlikler çok fazla yabancı turist çeker. Hollanda’da lâle sosyal, folklorik, kültürel ve sanatsal alanlarda çok büyük değer taşıyor. Sadece ekonomik anlamda değil, birçok alanda.

Hollanda’da lale festivalini Nisan sonu ile Mayıs başı döneminde her yıl farklı günlerde yapar ve festivali bir hafta sürdürürler.

Bizde sıradan halkın, sanatçıların, özel ve resmî kuruluşların, firmaların ve hatta çiçekçilik sektörünün “lalenin milli bir unsur olması açısından” dikkate almadığı, sadece son yıllarda birkaç devlet adamının biraz olsun önem vererek göstermelik bir festival düzenlediği, ulusal çiçeğimiz olması gereken lâleye Hollandalılar muazzam bir değer verirler. Her yıl lâle festivali etkinliklerine yüz binlerce turist gider ve Hollandalılar bir hayli yüksek turizm geliri elde ederler.

Lale Köftesi

1944 / 1945 kışı Hollanda tarihinde açlık kışı diye bilinir. Alman işgali zamanında Holanda’nın kuzey halkının birtakım hatalı stratejileri sonucunda her şey onlar için daha kötü olmuş. Açlıktan soğuktan 20 bin civarında insan ölmüş. Yiyecek şeyleri tükenince ellerinde kalan çok az fasulye vb kuru maddeleri idareli kullanmak için lâle soğanları ile karıştırıp yemek zorunda kalmışlar. Hükümet bu fikri desteklemiş, halka lâle soğanlarını yemeleri için birkaç yemek tarifi öğretmişler. Onlardan biri lâle köftesi.

Lâle yenir mi?

Herhalde yenir bir bitkidir ki bir zamanlar Hollandalılar yemiş. Şimdiki lale soğanları kimyevi maddelerle ilaçlanmıştır. Yani yemeye kalkmayın. Kendi yetiştirdiğiniz lalelerden yiyebilirsiniz ama belki zararı olabilir.

Lâle köftesinin hazırlanışı (eski Hollanda tarifine göre)

Bir ölçü kahverengi kuru fasulye ile bir ölçü lale soğanını pişirin. Sonra biraz soğutup birbirleriyle karıştırın. Ezerek püre haline getirin. Şunlardan varsa püreye katın: Yağda kavrulmuş soğan, biraz tuz, biraz mercanköşk (veya kekik). Köfte parçaları gibi şekillendirin. Çok az yağlayarak fırında pişirin.

Siyah Lâle

Aslında siyah çiçek açan lâle yoktur ve türetilmesi biyolojik açıdan imkansızdır. Meraklıları siyah lâle türetme çalışmalarına hâlâ devam ederken bilim adamları bunun boşa çaba olduğunu söylüyor. Koyu kızılımsı kestane renginde, koyu mor ve morumsu kestane rengi çiçekler açan siyaha en yakın birkaç lale kültivarı türetilmiştir. Bu tip lalelere siyah lale derler. Koyu mor – koyu kestane arası renkte olan bir lale kültivarının adı “Queen of the Night” yani “Gecenin Kraliçesi”dir.

Bu siyah lalelerin koyu renk çiçekleri günün bazı saatlerinde (sabah güneş doğmadan önce ve güneş battıktan sonraki alaca karanlığa yakın gün ışığında) siyah görünür. Bakımı ve yetiştirilmesi diğer sıradan laleler gibidir. Çünkü sadece çiçeğinin rengi değişiktir. Başka farkı yoktur. Normal lalelere göre biraz geç çiçek açarlar. Siyah lâlenin farklı bir ekonomik değeri ve önemi yoktur. Pek aranan, beğenilen bir şey değil zaten.

Türkiye’nin yabani lâleleri

Anadolu’nun birçok yerinde yabani laleler vardır. İlkbahar başında dağlarda araştırma yaparsanız çok farklı türlere rastlamanız mümkün. İnternette biraz araştırdım: Fotoğraf meraklılarımız sadece en dikkat çekicilerinin resimlerini çekmiş. Örnek için birkaçını küçülterek buraya aldım.


Soldan sağa Kemah, Dersim ve Kerkük yörelerimizde dağlarımızın yabani lâleleri.

Yeni lale hibrit ve kültivarları oluşturmada gösterişliler değil, en gösterişsiz olanları bambaşka özellikleriyle melezlemelerde çok değerli güzellikte son derece zarif çeşitler ortaya çıkarabilirler. Esas bunları bulmak önemlidir.

Üsttekiler soldan sağa Manisa, Isparta ve Kıbrıs dağlarına ait. Alttaki sarı ve kırmızı laleler Kayseri yakınında Tuz Gölü civarına ait.

Tulipa acuminata, kayıp İstanbul lalesi ve Lale Devri

Kaybolduğu, neslinin tükendiği iddia edilen, Osmanlı gravürlerinde resimlerini gördüğümüz zarif laleler Tulipa acuminata türüdür. Bu doğal bir tür olmayıp Osmanlıların oluşturduğu bir hibrittir. Ve zannedildiği gibi yok olmuş değildir. İngiltere’de ve ABD’de hala yaşıyorlar. Belki Hollanda vb süs bitkilerine büyük önem veren ülkelerde de vardır. Aşağıda birkaç fotoğrafta Tulipa acuminata adlı laleleri görüyorsunuz. Yukarıdaki gravürdeki lale resimleriyle karşılaştırırsanız kayıp istanbul lalesi diye aranan lalenin Tulipa acuminata’nın ta kendisi olduğunu anlarsınız.

T. acuminata hibrit lale

 

Tulipa acuminata’nın hangi doğal türlerden elde edildiği kesin olarak bilinmiyor. Fakat Osmanlılara ait olduğu bilimsel kayıtlarda yazılıdır. Ayrıca ABD’de buna Türk lalesi derler.

Lâle Devri

Osmanlı Sarayı’nda lalelere büyük önem verirlerdi. Şehrin elit tabakası da öyle idi. Lale devrinde laleler daha fazla önem kazandı. Tarihimizin 1718 – 1730 yılları arasına lâle Devri denir. Patrona Halil isyanıyla sona ermiştir.

İsyanın sebebi halk çok büyük maddi sıkıntı çekiyorken Saray ehli kişilerin umursamaz görünmesi ve şehrin elit tabakasının o dönemde halkın sefaletine aldırmadan her fırsatta her yerde büyük zevk sefa sürmeleri, eğlence toplantılarına büyük önem vermeleriydi. İsyanı başlatan birkaç kişinin başka çeşit siyasi amaçları elbette olabilir. Fakat kitleleri isyana katılmaya ikna etmede o zevk sefayı sebep göstermişlerdir. Koskoca imparatorluğun o dönemine lale devri demelerinin sebebi ise isyana katılan kitleleri kızdıran her şeyin İstanbul elitleri arasında olup bitmesi, o elitlerin bahçelere, özellikle lalelere çok önem vermesiydi. Halk kitleleri ağır vergiler altında, büyük sefalet içinde acı çekiyorken o elitler bir lale soğanına bir çuval altın değer biçecek kadar milletten kopuk yaşıyordu.

Lâlelerin kaybolması

Osmanlılar 1000 üzerinde lale hibrit ve kültivarı türetmişti. Bunların Patrona Halil isyanında kaybolduğunun iddia edilmesi çok abartılıdır. Muhtemelen hibritler gerektiği gibi korunamadı. Çünkü insanların yetiştirdiği laleler doğada olduğu gibi yerlerine tam tutunamaz. Her toprak, her iklim uygun değildir. İstanbul ikliminde iyi yetişmeleri İstanbul ikliminin laleler için dört dörtlük olduğu anlamına gelmez. Bir de hibrit ve kültivarlar safkan türler kadar dayanıklı ve uyumlu olmayabilirler. Yetiştirildiği yerlerin uygun olduğu da söylenemez. Her yıl sökülüp soğanların bakımının yapılması ve düzenlice yeniden dikilmeleri gerekiyor. Saray’da özel ve nadir laleler hiçbir zaman eksik olmamıştı. Cumhuriyetimizin ilanı, Saray hanedanının yurt dışına sürülmesi ve Sarayın yerleşim yeri olmaktan çıkarılıp müze edilişi Saray lalelerini bakımsız bıraktı. Her yıl sökülüp bakımları yapılmadığı için birkaç yıl içinde yok oldular.

Katmerli lale, şakayık lalesi

Katmerli laleler Hollandalı lale uzmanlarının icatlarındandır. Tüm lale hibrit ve kültivarları gibi bunlar da bahçelerin parkların süslenmesinde kullanılır ve kesme çiçekçilik için tarlalarda yetiştirilir. Çiçekleri şakayık çiçeklerine benzer. Bu yüzden şakayık lalesi, şakayık tipi çiçek açan lale gibi isimler verilir. Şakayık bitkisi ile bir ilgisi yok. Sadece çiçekleri benziyor.

Katmerli lalelerin hoş kokulu olanları kesme çiçekçilikte diğer lalelerden daha değerlidir. Son yıllarda siyah lale denen koyu mor renkli lalelerin de katmerlileri türetilmiş. Çeşitli renklerde daha birçok katmerli lale çeşitleri var.

Uygun iklim: Katmerli laleler kışın karlı geçen yerleri sever. Kışları en az İstanbul kadar soğuk olmalıdır.

Yetiştirilmesi, bakımı ve çoğaltılması: Aynen diğer lalelerdeki gibidir. Yalnız, çiçekleri ağır olduğu için yanlarına birer değnek dikip büyüdükçe bağlamak gerekiyor.

Katmerli laleler başlıca iki gruptur

Bu iki grup aslında sadece katmerli laleler için geçerli değil. Her çeşit lalenin soğuk hava / sıcak hava hareketleri aynı olmuyor.

1- Geç çiçek açanlar

Çiçek açmaları normal lalelerin çiçekleri solduktan sonradır. Çiçekleri çabuk solmaz. Normalden daha uzun zaman dayanır. Boyları 45 – 60 cm arasında değişir. Örnek bir kültivar: Angelique Double Tulip iri çiçekli ve çok popüler bir laledir. Romantizm ve kadınlarla fazlaca ilgili bir lale diye nitelendirirler. Hoş kokulu olması ve uzun vazo ömrü ile kesme çiçekçilikte lalelerin en değerlisi de budur. Saten pembe, yavruağzı, beyaz, açık turuncu ve bu renklerin çeşitli tonlarında çeşitleri var. Bahçelerde çiçek açınca kolay kolay solmazlar.

Angelique Double Tulip

2- Erken açanlar:

Çoğunluk lalelerle aynı zamanda çiçek açar. Boyları 35 cm civarında olur. Örnek bir kültivar: Upstar Double Tulip hoş kokuludur (aşağıdaki resim). Vazo ömrü uzundur. Çiçekleri pembedir.

Lale Aşılama ile yeni çeşitler elde etmek mümkün mü?

Bir zamanlar iki ayrı çeşit lale soğanını ortadan kesip farklı yarımları birbirlerine ekleyerek farklı renklerde çiçek açan yeni lale çeşitleri ortaya çıkardıklarını okumuştum. Ancak şimdi o konuda hiçbir bilgi bulamadım. Peki aslı var mı? Birkaç kaynakta lale soğanlarına aşıdan bahsediyorlar ama hiçbirinde ayrıntılı bilgi ve tarif yok. Belki aşı tutsa, kaynaşma olsa bile sonuç kesinlikle şu ikisinden biri olur:
1) Soğanları kaynaştırılan lalelerden sadece birinin özelliği devam eder.
2) Farklı, karışık renkli bir lale ortaya çıkar. Fakat bunun sebebi genlerde kaynaşma olması değildir. Böyle bir şey mümkün değil. Ancak hücrelerde karışım olur. İsterseniz bu meselenin ayrıntılarını şuradan okuyun: ⇒ Kimera

Lale soğanı aşılamanın tarihçesi

Hollanda’da Tulipmania devrinde çok şey denemişler. Soğan aşılamaları ile yeni lale çeşitleri geliştirmeye Hollanda’da 1637 yılında başlamışlar. Başardıklarını sanmışlar. Fakat sonradan anlaşılmış ki meğer başaramamışlar. Yeni tip lalenin farklılığı meğer lalekıran virüsü‘nden ileri geliyormuş. Mutlaka daha sonra yine denemeler yapmışlardır. Fakat yukarıda dediğim gibi pek mümkün değil ve olsa bile ancak kimera olabilir. Sanıyorum bu sebeplerle lale aşılama işine kimse yeltenmiyordur. Kimera süs bitkileri sürprizlidir. Yaz boyu devamlı çiçek açan bitkilerde çiçekseverlere cazip gelir. Bahardan bahara yılda bir defa çiçek açan lalelerde hiçbir cazip yönü olmaz.

Lale soğanları farklı çeşit lalelerle nasıl aşılanır?

Ne yazık ki buna dair uzman bilgisi bulamadım. Peki yapsaydım ben nasıl yapardım? İsterseniz aşağı kısmı okuyun. Veya okumayın. Tamamıyla benim tahmini bilgilerim bunlar. Hiçbir garantisi yok. İsterseniz ve imkânınız varsa deneyin. Maksat yeni deneyimler yaşamak. Hobi böyle bir şey. Başarı şart değil. Hobi uğraşılarında kâr zarar hesabı olmaz. Aşağıda iki farklı usul yazdım.

Araç gereçler:
— Kesmek için jilet kullanın. Alkol veya çamaşır suyu ile dezenfekte etmelisiniz.
—Temiz steril pamuk.
—Hava geçirmeyecek bir kutu (buzdolabında peynir vb saklama kutucukları gibi).

Soğanlar: Bu iş için çiçek açacak olgunluğa gelmemiş küçük yavru soğanlar lazım ( bir fındık kadar). İlkbaharda yeni oluşmuş taze soğanlardan. Soğanlar farklı renkte çiçek açan iki ayrı çeşit lalelerin soğanlarından olacak.

Usul 1

Soğanlar sonbahar serinleri başladığında aktifleşirler. İşte o zaman aşı yapacaksınız. Hava durumun takip ederek bunun zamanını belirleyin. İstanbul için ekim ayının ortası.

En önce, kapaklı bir kutunun dibine üstüne su fısfıslayarak hafifçe ıslatılmış pamuk yayın. Fazla ıslaklık gerekmez. Maksat sadece kutunun içindeki ‘hava’nın bu sayede nemli olmasıdır. Sonra kapağı kapatıp buzdolabına koyun (buzluğa değil, iç raflara). Kutu aşağıdaki işleme başlamadan üç dört saat önce buzdolabına konmuş, iyice soğutulmuş olacak.

Soğanların dış sert kahverengi ölü kabuğu düşmemişse ve soyulabilir gibi ise soyun. Değilse soymayın. Yıkayıp kurulayın.

Üst resimdeki gibi yani tam ortadan değil, biraz yandan dümdüz kesin. Her iki soğanda da tamamen aynı şekilde kesim yapın. Kesik parçaları birbirleriyle değiş tokuş eder gibi birleştirin. Yapıştırmaya gerek yok. Kendi sıvılarıyla tutunurlar. Aslında çok sıkmayan gevşek mandallarla tuttursanız iyi olur. Sonra hiç bekletmeden hemen kutuya yerleştirin, kapağı kapatın ve buzdolabına koyun. Soğanlar soğukta iyice aktifleşir. 15-20 gün kadar buzdolabında bekletin. Bu sırada uçtan çilleyebilir, hatta köklenebilirler ama önemli değil. Bir ayda soğanlar bütün gibi görünüyorsa, çürüme olmamışsa aşı tutmuş demektir. Sonra dışarıda soğukta gölgede hazır beklettiğiniz saksıya soğuk toprağa ekeceksiniz (iki soğanı da aynı saksıya). Sonrasında, normal lale yetiştirir gibi devam edin.

Usul 2

Bunun zamanı ilkbahar başı. Minik soğanları sonbaharda normal laleleri nasıl ekiyorsanız öyle ekin – kışı dışarıda soğukta geçirecekler. İlkbaharın en başında, don tehlikesi geçer geçmez soğanın üstündeki toprağı kök kaidesine kadar boşaltın. Kökler toprağa tutunmuş olduğu gibi kalmalı. Aşağısına dokunmayın, sökmeyin. Islak bezle soğanların yanlarını silip temizleyin. Sonra jiletle usul 1’de gördüğünüz resimdeki gibi bir yanından kesik alın. Ortadan değil, biraz yandan ve tam diklemesine.

Her iki laleden de aynı parçaları alın ve parçaları bir diğerine birleştirin. Kaymasın diye bir taş yaslayın. Sonra bir iki saat açık tuttuktan sonra tekrar toprakla kapatın. İkisinden biri tutabilir, her ikisi tutabilir veya hiçbiri tutmaz. Eğer tutarsa yani soğan parçaları birbirleriyle kaynaşırsa havalar iyice ısınıp yapraklar kuruyana kadar soğanlar en az iki misli büyümüş olurlar.

Yukarıdaki iki usulden birini denerseniz, aşı tutup kaynaşma gerçekleşirse en yukarıda dediğim gibi iki ihtimalden biri olur. Sonraki yıl veya iki yıl sonra çiçek açtıklarında fark varsa görürsünüz. Meraklı kişiler uğraşabilir. Herkes kendine göre mantıklı bulduğu bir aşılama metodu uygulayabilir. Maksat yeni deneyimler yaşamak. Hobi böyle bir şey. Başarı şart değil.

Yazar: Erdal Yüksel

Kategori: Bahçe / Balkon Süs Bitkileri

Etiketler:

'Lale (Tulipa)' hakkında sorular, açıklamalar

  1. Nora, Istanbul dedi ki:

    Lale ve sümbül yetiştirdiğim saksılarda onlarla birlikte büyüyen yabancı otlar var. Sizce bunları sökmeli mi, zararlılar mıdır?
    ***
    Yapraklar sararmaya başlamışsa artık sulamayı bırakabilirsiniz. Ama hala sağlıklılarsa otları sökün ve yapraklar sararana kadar iyi bakın.

  2. Özgür K. -Ankara dedi ki:

    Bir hafta önce saksıda lale satın aldmı. Açık balkonuma koydum.Lalelerden birisi açtı.Problem şu:Lale çok sağlıklı ve iri görünmesine rağmen gündüz kırmızı yapraklarını anormal açıyor.Neredeyse yere paralel oluyor yaprakları. Akşamları ise kapanarak lale şeklini alıyor. Bu durum normal midir? Şimdi diğerleri de açmak üzere.
    ***
    Evet lalelerin özelliği öyle.

  3. Sedef, İstanbul dedi ki:

    Dün belediye lale dağıttı. Ben de iki adet aldım, eve getirdim. Balkona mı koymalıyım evde mi durmalı? Bunu soruyorum çünkü balkonum çok fazla güneş almıyor. Evin bir cephesi daha güneşli oluyor. İçeri koydum, ama kararsız kaldım. Balkona koymalı mıyım? Saksısı çok küçük. Değiştirmeli miyim?
    ***
    Hemen, alelacele yani hiç geç kalmadan köklerini dağıtmadan daha büyük saksıya aktarın. Sürekli dışarıda durması şart. Günde üç saatten az olmamak kaydıyla güneş alması yeterli olur. Eğer yaz sıcaklarının başlamasına kadar yapraklar sağlıklı kalabilirse şimdi büyütmeye çalıştığı soğanlar yeterince gelişir ve gelecek yıl tekrar çiçek açar.

  4. Gnc, Hatay dedi ki:

    Kardeşim lale, kardelen, çiğdem soğanları getirmişti. Çok yoğundum hemen dikemedim. Dikmek için açtığımda biraz küflendiklerini gördüm. Belki kurtarabilirim diye hemen diktim ama sulamadım. Toprak küfü kurutur belki diye. Bana ne önerirsiniz?
    ***
    Sulamalısınız. Kapalı paketteki küf toprak altında devam edemez.

  5. Gnc, Hatay dedi ki:

    İyi akşamlar. Dediğiniz gibi soğanlı çiçeklerimi suladım. Fakat ardından yağmur yağdı üzerlerine. Burada çok yağmur yağar. Sürekli yağmur altında açık balkonda kalmaları bir sorun teşkil eder mi acaba?
    ***
    Hayır hiç sorun olmaz. Yeter ki toprak suyu çabuk süzdürür nitelikte olsun, balçık özellikli olmasın.

  6. Hakan, Samsun dedi ki:

    Merhabalar. Horizon lale soğanlarım çiçekleri ile birlikte çıktı. Ama üzerlerine kar yağdı ve pörsüdüler. Baygın ve yumuşaklar. Düzelirler mi yoksa ümidi kesmeli miyim? Cam önünde saksıda duruyorlar. Geçen senelerde hiç böyle bir şey yaşamadım.
    ***
    Düzelme olabilir mi bilmiyorum. Bekleyip göreceksiniz. Ama siz bir şeyleri yanlış yapmışsınız. Saksıda yetiştirilen laleler sonbaharda soğanları uç kısımları iki-üç parmak toprak altında kalacak şekilde dikilir, sulanır ve saksı mümkün olan en soğuk bir yerde tutulur. Kuzey cephe duvar dibi uygundur. Şubat ortasında veya sonunda güneşli yere alınmalılar. Siz sanıyorum soğanları uçları toprak yüzünde kalacak şekilde dikip bir de saksıları güneşten ısınacakları yerde tutmuşsunuz. Büyük hata.

  7. Mehmet, İstanbul dedi ki:

    Lale, nergis, vb. çiçek soğanlarının küçük çaplı ticareti için uzun raf ömürlü olmaları için nasıl bir ilaç veya sıvı kullanılır?
    ***
    Öyle bir şey yok. Tam sağlıklı kalabilecekleri raf ömrü en fazla 5 aydır. Daha fazla bekletmede soğanların kaliteleri fena halde düşer. Mesela 8-9 ay bekletilen soğanlar kış ortasında, kış sonunda filan ekildiklerinde çoğunun içindeki çiçek tomurcuğu kısmı ölmüş olur ve o baharda çiçek açmazlar. Soğanlar ilkbaharda veya yaz başında yapraklarda bozulma başlayınca sökülmeli, fazla sıcak olmayan ve fazla serin olmayan kuru bir yerde korunmalı, ekim-kasım aylarında fazla gecikmeden toprağa ekilmelidir. Soğanları bekletmede bu usulden daha sağlıklısı yok. Soğanların tohum gibi olmadıklarını ve aylarca saklanamayacağını unutmayın.

  8. Furkan, Denizli dedi ki:

    Laleler ne kadar süreli çiçekli kalır?
    ***
    Bir çiçeğin açmasıyla solması arasında ortalama bir hafta süre var. Bir soğan yılda sadece bir tane çiçek açar. İlkbahardan ilkbahara tek çiçek için uğraşmaya değmez.

  9. Esma, İstanbul dedi ki:

    Lalelerim açıyor ama çok kısalar. Cüce cüce oldular. Neden acaba? Mart başındayız, açmayanların çoğu da çok minnak henüz. Oysa Ocak başında diktim saksılara ve soğuk da aldılar.
    ***
    Henüz yeni renklenmiş ve yeni açmak üzere iseler normaldir. bir iki hafta içinde yeterince uzarlar. Aksi takdirde ya hiç sulamayıyorsunuz ya da nasıl bir toprağa diktiyseniz kökleri hep çürüyor demektir. Zamanla tamamen çürürler. Ayrıca sürekli dışarıda soğuk yerde durmaları gerekiyordu. Bir süre soğukta kaldılar diye ev içine aldıysanız bunlar çürür gider.

  10. Serap, Kayseri dedi ki:

    Saksıya lale soğanları ekeceğim saksıya. Garaj gibi biraz korunaklı bir yere alayım mı yoksa bahçede kalabilir mi? Üzerini kapatmaya gerek var mı?
    ***
    Hayır tamamen açıkta durmaları lazım. Kayseri’den daha soğuk yerlerde bile açıklık arazilerde yetiştiriyorlar. Ama saksıda olunca her ihtimale karşı biraz büyük saksı kullanın. Toprağı ise sırf torf olmasın. Bu şartlara uyarsanız hiç zarar görmezler. El kadar saksılara torf ile ekerseniz donarlar.


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.

Lütfen sorunuzu konu ile ilgili sayfaya yazmaya gayret edin.

Sorunuzu/Yorumunuzu yazın:

Sorunuz cevabımla birlikte 1 veya birkaç saat içinde burada görünür olacaktır. Lütfen ara sıra kontrol edin.