Organik tarım ile sürdürülebilir tarım

Organik tarım, organik gübre derken herkes yanılıyor ve her organik şeyi iyi ve doğru sanıyor. Öte yandan neyin ne derece organik olduğu şüpheli. Organik ne demektir ne anlamlara gelir önce onlara bakalım:

Havayı ve suyu kirletebilecek fabrika vb. tesislerden ve trafiği sürekli olan kara yollarından bir hayli uzak, tertemiz, yüzde yüz doğal bir çevrede, yüzde yüz doğal yollardan oluşmuş veya üretilmiş olan ürünlere organik denir. Organik domates, organik yumurta gibi.

Organik kelimesinin gerçek anlamı ise şudur: Yapısı, varlığı ya canlı varlık olan ya da canlı varlıkların kalıntılarından oluşmuş olan şeylere organik denir. Örneğin kömür organik madde, demir inorganik (yani organik olmayan) maddedir. Ekmek organik, su inorganiktir. Torf ve leonardit organik, perlit ve ponza taşı inorganiktir.

Dolayısıyla hayvan gübreleri ve kandan, kemikten, deriden, boynuzdan, bitkisel artıklardan yapılan gübreler organik gübrelerdir ama bunların organik olması yukarıda anlattığım “tertemiz yüzde yüz doğal” anlamına gelmiyor.

Günümüzde hayvan gübreleri yüz yıl önceki gibi sağlıklı ve doğal değil. Fakat binlerce yılın verdiği kültürel etkilerden dolayı biz hala hayvan gübrelerini en iyi, en sağlıklı gübreler sanmaktayız. Maalesef değil. Hayvan yemleri değişti. Yapay yemler veriliyor. Doğal bitkisel hayvan yemlerine bile çeşitli katkı maddeleri karıştırılıyor. Hayvanlara üre bile yediriliyor. İlaç kullanımları da cabası. Zararları halktan saklanan bazı özel yemler ise tam bir felaket: Bunlar antibiyotikli, çabuk geliştirici, obez edici, uyku azaltıcı, biyoritmi devre dışı bırakıcı ve kas yapıcı gibi hormonlu-ilaçlı hayvan yemleridir.

Şimdi en sağlıklı kabul edilebilecek tek doğal gübre yarasa gübresidir. Sınırlı elde edilebilir ve fiyatı da yüksek olur. Hem her bitkiye uymayabilir. Örneğin bazı bitkilere tuzlu toprak zarar verir. Her hayvan gübresi tuzludur. O halde tek çıkar yol solucan gübresidir. Geleceğin en çok kullanılan gübresi olma yolunda hızla ilerliyor.

Organik tarım, Sürdürülebilir tarım

Organik tarım temiz doğal çevreden ve solucan gübresi gibi temiz doğal gübrelerden ibaret değil. Zirai mücadele yollarının da organik olması gerekiyor. Bitki zararlısı böcekler için o böceklerle beslenen etçil böcekler kullanılır. Bazen aynı cinsin farklı türünden böcekler özel olarak üretilip araziye salınır ve iki türün çiftleşmesinden olan yeni nesillerin hibrit ve dolayısıyla kısır olmaları yoluyla o zararlı türün çoğalmaları bir hayli azaltılır. Toprak içindeki köklere musallat olan zararlılar için onları hasta edecek bakteriler ve onların vücutlarını girip ölmelerine yol açan bazı parazit canlılar kullanılır. Daha birçok yolu var.

Toprağın doğal yollarla düzenlenmesi ve korunması için fazla yoğun kök sistemi ve fazla yaprak geliştiren kısa ömürlü bitkiler kullanılır. Bunlar orada gelişip öldükçe yıldan yıla hem toprağın karbon oranını (dolayısıyla humusluluğunu ve verimliliğini) arttırır, hem toprağın taşlaşmasını önler hem rüzgar erozyonunu durdurur.

Toprağın üst yüzey besleyiciliğinin kendiliğinden artması için kökleri derinlere giden bitkiler kullanılır (bakınız: ⇒ etken stokçu). O bitkiler derinliklerdeki elementleri alıp bünyelerinde toplarlar. Çürüdüklerinde bünyelerindeki elementler toprağın üst yüzeyinde kalır ve böylece daha sonra oraya ekilecek kısa köklü sebzeler ihtiyaç duydukları elementlerden yana sıkıntı çekmezler.

Organik tarım ve sürdürülebilir tarım şu zamanda ne yapılırsa yapılsın henüz çok geride. İlerlemesi için eski zamanlarda kullanılan bitkilere ihtiyaç var (⇒ heirloom). Meselâ organik yetiştiricilikte yeni hibrit domateslerin kullanılması ironik. Üreticiler bir bakıma buna mecbur. Çünkü eski tip muhteşem lezzetli domateslerin uzak yerlere sapasağlam nakliyesi mümkün değil. Bunun için teknolojinin ve nakliye sistemlerinin daha bir hayli gelişmesi gerekiyor.

Yerli bitki türleri tercih edilmeli: Hangi coğrafyada organik tarım yapılacaksa çok eski zamanlardan beri orada yetiştirilen, oranın toprağında ve ikliminde başkalaşım geçirip uyum sağlamış olan bitkilere ve ayrıca zaten oranın tamamen yerli bitkilerine ihtiyaç var. Ayrıca bu topraklara özgü meyveler varken tutup da mango, avokado vesaire tropikal coğrafyaların ağaçlarını bizim topraklarımıza getirmek abes. Gerçi bu tip meyvelerden tam uyum sağlayabilenler yetiştirilebilir (kivi ve avokado gibi). Tam uygun olmayanlarla zoraki çalışmalar yapılmamalıdır. İnsanlara vitaminli diye reklamlarının yapılması zaten aldatmaca. Sanki bizim kayısımızda incirimizde elmamızda üzümümüzde ceviz ve fındığımızda vitamin yok mu? Meyveden sayılmayan ama topraklarımıza özgü yüzlerce tür var ki meyveleri hem lezzetli hem mucizevi denebilecek derecede besleyicidir. Bunlarla uğraşmak daha akıllıca olur. Bazı bilimsel çalışmalara göre, bir yörenin yerli halkı o yörenin gerçek yerli bitkilerinden en iyi şekilde faydalanabiliyor. Buna bir örnek verecek olursak Türkiye’de en sağlıklı yaşlı insanlar en çok Nazilli’de yaşıyor. Sebep bölgenin yerli ürünleri olan incir ve zeytin. Nesilden nesile bin yıldır (veya binlerce yıldır) o topraklarda yaşayan insanlar ve bitkiler o topraklara adapte olmuş ve en iyi gelişimleri de o topraklar vasıtasıyla olabiliyor. Nazilli’ye başka bir ülkenin başka bir çeşit zeytin ağaçları getirilse herhalde Nazilli’nin yerli insanlarına oranın yerli zeytini kadar şifalı besleyiciliği olmayacaktır.

Sulama sularının niteliği de ciddi önem taşıyor. Bir tarım bölgesinin dağlardan gelen kendi dereleri, göletleri varsa iyi. Yoksa yağmur sularının depolanması en iyi yol olur ama bunun başarılması çok zor. Barajlar ise başka bir eko-sistem problemine dönüşür. Artezyen kuyusu açmak ve onunla sulama yapmak toprakta tuzluluk ve kireçlilik yapar. Artezyen sularının özelliği böyledir. Tarımda iyi değil. Çaresizlikten yapmak zorunda kalınıyor.

* * *

Bu sayfa şimdilik bu kadar. İleride organik tarım ve sürdürülebilir tarım konusu burada tekrardan ele alınıp sayfa zenginleştirilebilir.

Yazar: Erdal Yüksel

Kategori: Botani, Ekosistem, Sebze - Bostan

Etiketler: | | |



Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)