Detaylı salon-ofis çiçek bakımı bilgileri

Tüm incelikleriyle, püf noktalarıyla salon-ofis çiçek bakımı neleri gerektiriyorsa burada her şey ana hatlarıyla açıklanmış, detaylar için ilgili sayfaların linkleri verilmiştir.

Bitkileriniz gerçekten salon-ofis çiçekleri mi?

Birinci mesele: İç mekân – ofis, salon bitkilerini mi evde yetiştirmeye çalışıyorsunuz yoksa başka türleri mi? Bunu iyi bilin. Bazı türler salon-ofis çiçekleri diye satılsalar da hiç alakaları yoktur.  Siklamen ve açelya gibi. Bunlar 7/24 sürekli rüzgara, esintiye ihtiyaç duyup ev, ofis şartlarına uyum sağlayamazlar.

İkinci mesele: İç mekanlara uyumlu olabilseler bile her tür bitki salon-ofis çiçeklerinden değildir. Sardunyalar, sukulentlerden pek çoğu, hatta Atatürk çiçeği, hatta Euphorbia milii, hatta orkideler.

Hangi kıstaslara göre bitkiler tam salon-ofis çiçeklerinden kabul edilir?

Yılın her zamanında aynı güzel görüntüsü olacak. En bilinen klasik birkaç salon-ofis çiçek türü: Paşa kılıcı, Yucca, Devetabanı, Dracaena türleri, Kauçuk.. Çiçeği için yetiştirilenlere gelince Antoryum ve Afrika menekşesi..

Salon-ofis çiçekleri

Gerçi ben kategorilerle listelemelerimde o kadar titiz davranmadım. Bu sitede tanıttığım iç mekânlara uygun salon-ofis çiçek türlerini başlıca ⇒ evde çiçek açanlar ve ⇒ salon – ofis dekor kategorilerinde, daha resmî ortamlar için olan süs bitkilerinin listesini ⇒ ofis bitkileri kategorisinde görebilirsiniz. Zaten bu kategorilerde olduğu halde öneminden dolayı ⇒ orkideler hakkında da kategori var.

Aşağıdaki bilgiler çok genel anlamda. Bu bilgilerin dışında, siz yetiştirdiğiniz bitkinin hakkında güvenilir kaynaklardan bilgi edinmeli hatta ana vatanındaki doğal ihtiyaçları hakkında bile bilgi sahibi olmalısınız. Ta ki yaşamsal temel gereksinimlerini iyi anlayabilesiniz.

Salon-ofis çiçek bakımında en önemli püf noktaları

Bunları burada önem sıralamasına göre tek tek ele aldım. Önem sıralaması nedir? Yani salon ofis çiçek bakımında her biri bir önceki şart yerinde ise işe yarar. Yoksa o bitkilerden pek bir şey beklemeyin. Aşağıdaki her bir madde bir önceki yerinde ise gereklidir. Yoksa zaten işe yaramaz.

Hava hareketleri ve yeterli ısı

Havadar ortam, esinti – hava hareketleri.. İşte bu her şeyin başıdır. Salon-ofis çiçekleri için en başta önemi olan, en yüksek derecede hayati önem taşıyan şart budur. Kış boyunca evinizde hava hareketleri olmuyorsa bitkilerinizin sulama sıklığını toprakları kupkuru olmasına göre ayarlayın. Bırakın dinlensinler. Bitki besini de vermeyin.

Isı derecesi gece-gündüz arasında ortalama 8 derece fark olması idealdir. Örneğin gece boyunca 18C ile 22C dereceler arası, gündüz saatlerinde 25C ile 28C dereceler arası sıcaklık hemen hemen her tür salon-ofis çiçeğine en iyi gelişimlerini gerçekleştirmeleri için en uygun derecelerdir. Daha serini ve daha sıcağı pek uygun değil (istisnalar dışında).

Güçlü ışık ve biraz direkt güneş

İkinci sırada son derece güçlü ışık. Güneş ışığı gibi güçlü olmalı. Ayrıca güneş ışınlarının yapraklara direkt değmesi de gereklidir. Ama yakıp mahvedecek kadar değil. Mesela sabah güneşi ya da akşam güneşi. Günde bir iki saat, bazı türlere 3-4 saat direkt güneş, salon-ofis çiçeklerinin yapraklarında hafifçe ısıtıcı etki yapabilmelidir. Gerekirse güneşi tül gibi şeylerle filtreleyin. Detaylar: ⇒ Güneş filtreleme

Toprağın niteliği salon-ofis çiçek bakımında üçüncü sırada önem taşır

İç mekan süs bitkilerine uygun diye satılan topraklar torf özellikli olsalar bile genellikle bahçe-balkon saksıları içindir. Hatta mükemmel halde aldığınız saksı bitkisinin toprağı salon-ofis ortamına geldiğinde anında kökleri yakmaya, çürütmeye başlar. Salon-ofis çiçeklerini sadece yaz aylarında satın almanızı ve hemen toprağını değiştirmenizi tavsiye ederim. Uygun torf toprak bulmalı ve onu ayrıca ponza taşı ile harmanlamalısınız. Sayfası: ⇒ Salon-ofis çiçeklerine torf toprak

Sulama, su fısfıslama ve hava nemliliği

Salon-ofis çiçek bakımında sulama hataları dünyanın en sağlıklı toprağını bile kökleri zehirleyici hale getirebilir. Öncelikle şu sayfayı dikkatle okuyun: Yaygın ve öldürücü sulama hatası. Sonra da şu sayfayı okuyun: ⇒ Saksı ve bahçe çiçekleri kaç günde bir nasıl sulanır?

Yapraklara daima yanlış bilgi ve yanlış anlamalar sonucunda su fısfıslayıp durmak çeşitli sorunlara yol açar. Lütfen önemli detayları şuradan okuyun: ⇒ Yapraklara su fısfıslamak

Bazı salon-ofis çiçeklerinin çok fazla hava nemliliğine ihtiyacı olduğu söylense bile ev ortamları genelde yeterli hava nemliliğine sahiptir. Bu konuyu detaylarıyla şu sayfadan okuyabilirsiniz: ⇒ İç mekânlarda hava nemliliğini nasıl arttırabiliriz?

Beşinci sırada saksı-toprak değişimi

Her bir tür bitkiniz için ayrı ayrı nasıl tavsiye edilmişse öyle yapın. Genelde iki yılda bir yapılmasında sakınca yok. Ama mutlaka salon-ofis çiçek türünüze göre olan bakım bilgilerindeki tavsiyelere bakın (her bir tür için ayrı ayrı).

Salon-ofis çiçek bakımında bitki besini vermenin yeri

Son mesele: Bitki besini vermek (vitamin). Salon-ofis çiçek bakımında buraya kadar sıraladığım tüm hayati gereklilikler dört dörtlük yerinde değilse sakın çiçeklerinize bitki besini vermeye kalkışmayın. Gerçekten zehirleyici ve öldürücü etkisi oluyor (⇒ bakınız). Eğer tüm gereklilikler yerinde ise bitki türünüze göre ne tip bitki besini hangi aralıklarla verilir kendi sayfalarından tek tek öğrenmelisiniz. Genel bilgi için sayfası: Bitki besinleri, suni gübreler

İç mekanlarda salon-ofis çiçeklerinin konumlandırılmaları

Hemen hemen her evde yapılan büyük hata bitkilerin özellikle perdelerin kenara büzüştürüldüğü, hava ve ışık alamayacakları pencere-duvar köşelerinde perde arkasında konumlandırılmış olmaları.

Bitkileri pencereye çok yakın, son derece güçlü ışıklı ve son derece havadar yerlerde bulundurun. Kışın kalorifer radyatörlerine ya da sobaya çok yakın tutmayın. Salon-ofis çiçeklerinin kalorifer peteklerine yakınlığı en fazla 40cm, sobaya yakınlığı ise en fazla 150cm olmalıdır. Daha yakın olmaları zarar verir.

Salon-ofis çiçeklerinde görülen yaygın problemler

Bunlar genellikle yapraklarla ilgilidir. Sararmalar, çürümeler, bozulmalar. Bir de bitlenmeler olabiliyor. bütün bunlar ve diğer problemler:

Yapraklardaki bozulmalar

Eski yapraklar için normaldir. Ama ne kadar eski? Bitkinin türüne göre değişir. Devetabanı, kauçuk, mum çiçeği, dracaena marginata türlerinde yapraklar birkaç yıl sapasağlam durur. Difenbahya ve barış çiçeğinde ise yaprak ömrü 8 – 14 ay arasında değişir. Eğer bunların yapraklarında daha kısa sürede sararma, bozulma varsa ya topraktan beslenemiyor demektir ya da esintiden ve ışıktan faydalanamıyor demektir.

Yaprakların siyahlaşarak ya da kahverengileşerek çürümelerinde sebep başkadır (⇒ bakınız). Aşırı kuru hava cereyanı zarar verebilir. Aşırı güneş, güneş yetersizliği, fazla soğuk / fazla sıcak havaya göre düşük nem ya da kuru hava, aşırı sulamak, hiç sulamamak gibi unsurlar, daha çok da az miktar su ile sulama yapmak yaprakların bozulmalarına sebep olabilir.

Gözle görülmesi çok zor olan bazı böcekler () zarar verebilir. Yapraklarda ve dallarda mantar, küf benzeri hastalıklar da olabilir. Bitlenmelere ve mantar hastalıklarına genel bir çözüm en kısa şekilde şudur: Bitkilerin temizliğini ihmal etmemek, hava hareketlerinden ve güçlü ışıktan mahrum bırakmamak, toprağının tazeliğini ve besleyiciliğini daima iyi halde tutmak..

Ağlayan yapraklar

Bu problem birçok salon-ofis çiçek türünde olur ama en çok difenbahya, barış çiçeği, antoryum, ve devetabanı türlerinde gece boyunca görülür. Bitkiler açısından doğal bir şeydir. Herhangi bir problemden kaynaklandığını düşünmeyin. Ancak gündüz boyunca da oluyorsa hiç gerekmediği halde suluyorsunuz demektir. Toprakta kuruma görmedikçe sulama yapmayın.

Ağlayan yapraklar şu iki problemi doğurur:

1- Hava akımları olmadığı için yapraklardaki çok az olan sıvı sızıntıları buharlaşıp gitmez ve bir araya gelerek damlalar oluştururlar. Damlalar çabucak düşmez ve yaprak üzerinde beklerse bekledikleri yerde yaprak dokusunda bozukluklar olur. Bakterileşme anında başlar. Bunu mantar hastalıkları takip eder. Çözüm: Damlaları gördükçe kağıt havlu ile giderin.

2- Yaprakların ağlaması yani damlalar düşürmesi eşyalar için ciddi zararlara yol açabilir. O düşen damlalardaki sıvının bitki türüne göre çeşitli kimyasal özellikleri vardır. Cilalı ahşap parkelerin cilasını bozar. Taş parkelere bile zarar verebilirler. Masa veya sehpa üzerine damlalar düştükçe o mobilyalarında da zarar görme ihtimali var. Çözüm: Düşen damlaları emmesi için bitkilerin altlarına kalınca bir örtü yayın.

Bitlenmeler

Salon-ofis çiçeklerinde en sık görülen bitki biti türü örümcek bitlerdir. Bazı bitkilerde çok ince, adeta sis görünümlü ağlar örerler. Bazı bitkilerde hiç ağ örmez, yaprak altlarında bulunurlar. Her iki durumda da bitkilere zararı çok büyüktür. Bu bitler maalesef dünyanın her yerinde her evde özellikle benjaminin ve fil kulağı türlerinin düşmanıdır. Duşun altında yıkamakla gidermek kolay fakat tekrar peyda olurlar. Düzenli aralıklarla ya ıslak bezle silmek, ya yıkamak ya da ilaçlamak şart. Çiçekçilere sorup uygun bir sprey ilaç bulmalısınız (kırmızı örümcek adı verilen bitki parazitlerine etkisi olan ilaçlardan kullanmak gerekiyor).

Topraktaki böcekler

Bunlar genellikle tehlikeli değildir. Salon-ofis çiçeklerinizin topraklarında bulunan böceklerden kurtulmak isterseniz çiçekçilerden ilaç danışın. Ev haşereleri için olan zehirleri kullanırsanız onlar değil ama bitkileriniz kesin ölecektir. Solucanların ise asla bir zararı olmaz (sadece saksı içinde solucanın fazlası bitkinin büyümesine engel olur). Ayrıntılı bilgi: Saksılarda toprak haşereleri (solucanlar, böcekler, mini sinekler)

* * *

İç mekan, salon-ofis çiçek bakımı hakkında sorularınızı aşağıya yazabilirsiniz.

Yazar: Erdal Yüksel

Kategori: Salon, iç mekan dekor

Etiketler: | |

'Detaylı salon-ofis çiçek bakımı bilgileri' hakkında sorular, açıklamalar

  1. Ayça, İstanbul dedi ki:

    Türkiyede pek kullanıldığını görmedim duymadım ama hidrojen peroksitin bitkiler için birçok yararından bahsediyor yabancılar. %3lük hidrojen peroksiti yarı yarıya olacak şekilde temiz suyla karıştırıp yılda bir defa toprağa dökmekten bahsediyorlar. Küf, mantar gibi şeyleri önlediğini bitkinin köklerini canlandırdığını ve çok sulanmaktan ölmek üzere olan bitkileri dahi kurtarabildiğini vs. bir çok yararını anlatıyorlar. Siz hiç kullandınız mı bilginiz var mı bu konuda?
    ***
    Kullanmadım, duymadım, ama çocukluğumdan beri, en az 40 yıllık bitkilerle çok yakın tecrüblerimle bu tür şeylerin tamamıyla gereksiz hatta çoğu zaman öldürücü etkide zararlı olduğunu söyleyebilirim. Mantar ve küf meselesi için bir de şu sayfayı okuyun orada mantarların ve diğer mikroorganizmaların bitki köklerine faydalarından birkaç satır var: Yumurta kabukları saksı topraklarına

  2. Uğur, İstanbul dedi ki:

    Bitkilerimin yapraklarındaki kurumalar ve sararmalar için sayfanızda paylaştığınız bilgiler ile torf toprak, humuslu toprak, pomza taşı, dere kumu gibi gerekli malzemelerin siparişini verdim. Şu mevsimde toprak değişimi yapmam sakıncalı mıdır? Bitkilerim yavaş yavaş ölmeye başlıyor çünkü. Ve toprak sulaması yapmalı mıyım?
    ***
    Kapalı iç mekanlar için en iyisi en sağlıklısı sade, basit bir torf toprak ve ponza taşı karışımıdır. Dere kumu da kullanılabilir. Hindistan cevizi torfu, sphagnum torfu ve perlit içeren toprak karışımında bitkiler zamanla fena zarar görüyor. Bu maddeler tuz tutmada o kadar inatçıdır ki toprak yıkama sulaması bile fayda etmek şöyle dursun büsbütün zarar veriyor. Durum acil ise elbette bitkileri bir an önce kurtarmak lazım. Söküp köklerini yıkayın, çürükleri temizleyin ve iki aylığına geçici tedavi toprağı hazırlayana kadar suda bekletin. Bu toprağın nasıl hazırlanacağını öğrenmek için sayfası: Köklendirme ve tohum çimlendirme toprağı hazırlama

  3. Uğur, İstanbul dedi ki:

    Toprağı hazırladıktan sonra bitkiyi koyup 2 ay sonra toprağını değiştirmeliyim değil mi? Doğru mu anladım?
    ***
    Evet aynen öyle. Bu sırada kumlu toprakta kaydadeğer kuruma olmadıkça sakın sulamayın (nemlilik orta derecenin altında düştükçe bolca su ile sulayın). İki ay dolunca o bitkilere uygun toprağa geçireceksiniz. Ama kökleri kumlu topraktan arındırmadan çıkarmaya çalışın. Dökülen dökülsün önemli değil. Köklerin yapışık olduğu kumlu toprağı arındırmayın. En doğru salon bitkisi toprağı hazırlama sayfası: Salon bitkilerine sağlıklı torf toprak hazırlamak

  4. Pınar, İzmir dedi ki:

    Mesajımı yayınlamasanız da olur. Sizin okumanız için yazıyorum. Yıllarca bitkilerim neden coşmaz diye hayıflanır dururdum. Verdiğiniz her bilgi öyle doğru ki sayenizde hatalı sulama ve hatalı toprak kullandığımı öğrendim. Artık benim de çiçeklerim çoşkun. İnternette dolaşan o kadar bilgi kirliliği var ki.. Bu siteyi kurduğunuz için size teşekkür etmek istedim. Bu arada youtube ta kanalınız var mı diye çok aradım. Bulamadım.
    ***
    Pınar Hanım çok teşekkür ederim. Sizin yazdığınız gibi motive edici, sevindirici yorumlar binde bir geliyor. Youtube kanalım yok. Her şeyi dört dörtlük halletmeye çalışınca ve gelen yorumlara elimden geldiğince dosdoğru cevaplar için uğraşınca diğer yerlere vakit kalmıyor.

  5. Songül, Ankara dedi ki:

    Bitki topraklarında küçük sinekler var. Sigara izmarit tarçın karıştırdım toprağa ama gene var. Ne yapmam lazım?
    ***
    Yanlış yapmışsınızdır. Tarçın zaten işe yaramaz. Bu arada ilgili sayfada tütün uygulamasının daha etkili yolunu yazdım. Bakabilirsiniz: https://azbitki.com/toprak-hasereleri#sinek

  6. Adem, İzmir dedi ki:

    Siteniz rastgele önüme geldi. Küçük bir sorunum için araştırma yaparken, amatörce ama yıllarca gözlemlediğim tecrübelerimin burada daha detaylı açıklanması çok hoşuma gitti. Ağırlıklı olarak tecrübeye dayalı tavsiyeler amatör yetiştiriciler için gerçekten çok daha etkili ve pratik. Şu an yazdığınız tüm linkleriniz arasında kaybolmuş durumdayım ve amatörce kaybettiğim yıllara ve çiçeklere üzülüyorum. Of demeden yazdığınız tüm cevaplara ben de tek tek teşekkür ediyorum. Sizin gibilere bu ülkenin ihtiyacı çok.
    ***
    Adem Bey çok teşekkür ederim. Yalnız, “amatör yetiştiricilere gereken bilgiler” değil de “iç mekanlarda bitkileri hayatta tutmak ve büyütmek için gereken gerçek bilgiler” diyelim. Zira bu bilgiler amatörlüğün çok üzerinde. Öyle ki profesyonel dediğimiz sera üreticileri asla ve kat’a bu gerçeklerin zerresinin farkında değiller. Bilmezler ve bilmek de istemezler. Onların işi sadece serada bir şeyler üretip para kazanmak, çocuklarına yeterli bir yaşam standardı sağlamak için didinmek. Çoklarının evinde sürekli evde bakıp büyüttükleri bir saksı bitki bile yoktur. Onlar kendi işini yapacak elbette ama insanlara yanlış bilgiler vermeleri üzücü. Onlarla ben tamamen ayrı kulvarlardayız. O profesyoneller sera dışında sudan çıkmış balık gibidir. Ben ise sera içi çalışmaları hakkında onlarla boy ölçüşemem.

  7. Ahmet, İzmir dedi ki:

    Bir buçuk aydır salon bitkilerim yaprak vermiyor. Büyüme gelişme yok. Bozulma da yok. Sıcaklığın çok yüksek olmasından kaynaklanabilir mi? Bu şartlarda bitki besinini kesmeli miyim? Kapı pencere 24 saat açık. Tüm gün vantilatör çalışıyor. Ev güneye bakıyor, feci sıcak.
    ***
    Evet salon bitkilerinin çoğunluğu şiddetli sıcaklarda gelişmez. Veya gelişimi çok yavaş olur. Kauçuk, paşa kılıcı, salon sarmaşığı ve devetabanı gibi klasik salon bitkileri bunun dışında. Bunlar şiddetli sıcağa tam uyumludur. Yeter ki havasız kalmasınlar. Didim’de iki katlı evimin üstü teras olan ve şiddetli ısınan batı cephe ikinci kat odamda gayet güzel büyüyorlar.

  8. Ezgi T. -İstanbul dedi ki:

    Evimde çokça hava hareketi isteyen bitki var. Tropikaller, sarmaşıklar, sarkan çiçekler vs. Neredeyse hepsinde hava akımı tavsiye ediliyor. Siz hava akımı yoksa az sulamadan bahsetmişsiniz, ama evin sıcaklığı arttıkça sulama da çok fazla azalamıyor ne yazık ki. Bu kısım benim aklımı çok karıştırıyor. Hadi toprak nemini, ıslaklığını ayarladım diyelim, bu hava akımı sadece toprak için değil sonuçta di mi? Yapraklara da bir akım gerekli ve bunu kışın hava soğukken nasıl yapacağız bilemiyorum… Komik olacak belki ama tespih çiçeği, telgraf çiçeği, kalp kalbe karşıdıra aklıma geldikçe üflemeye başladım. :))) acaba bir vantilatör alıp, belli sürelerle çalıştırsam mı diye düşünüyorum…
    ***
    Yaprakların etkileneceği kadar esinti en azından günün yarısında sürekli olmazsa ya gelişimleri yavaşlar ya da hiç gelişmezler. Kış boyunca pencereleri açamayız. Bunu bir problem gibi düşünmemek lazım. Yani bırakın kış boyunca dinlensinler, gelişmesinler. Bundan bir zarar oluşmaz. Ama eğer kesintisiz, sürekli, hızlıca gelişip durmalarını istiyorsanız hava akımları oluşturmanın yanısıra bitki türüne göre ışık şiddeti ve hava akımlarıyla birlikte hava nemi de sağlamak gerekir. Hava akımlarının sürekliliği + yoğun hava nemi bir arada olunca, tabii elbette sıcaklık derecesinin de uygun olması şartıyla, bitkiler çok hızlı gelişir. Bana sorarsanız bence hızlı gelişmeleri değil sağlıklı olmaları, temiz ve güzel görünmeleri önemli. Zaten ev ortamlarında hızlı gelişim çok da iyi değil. 5 bitki bir arada 1 metrekare alan içine sığıyorken hızlıca gelişip serpildiklerinde sadece bir tanesi tek başına 1 metrekare alan kaplar. Benim başıma çok defa gelmiştir. Devasa boyutlarda salonunuz yoksa eve sığdıramazsınız. Halbuki evde bitkiler evi doldurmaları için değil, dekorasyonu tamamlamak içindir. Salonlarımız bizim yaşam alanlarımız. Ferah olmalı. Huzur verici olmalı. Tıklım tıklım bitkilerle evi doldurmak delilik gibi bir şey. Sulamaya gelince, en hassas bitkiler bile kış boyunca ev çok sıcak olsa bile ikide birde sulamak gerekmiyor. Toprak iyice kurudukça sulayın. Hatta toprak adam akıllı kupkuru olunca sulayın.

  9. Ezgi, İstanbul dedi ki:

    Genel olarak “hava akımı olmalı” tavsiyesi, sanki o olmazsa, bunu isteyen bitkiler “ölecekmiş” gibi algı var sanki. Büyümesinin durmasının hiçbir sorunu yok. İnsanlar artık pandemi, toplumsal gerginlikten kaynaklı “bitki koleksiyonu” yaparak doğayı evlerine getiriyorlar. Yani delilikten ziyade delirmemek için bir çare diyebiliriz buna. Bitki dekorasyondur mantığı çok fazla kalmadı yani.
    ***
    Evet bitkilerin üç ay kadar dinlenmeye ihtiyaçları var. Bu süreçte hava akımlarının olmamasının bir zararı yok. Evini bitkilerle doldurma deliliği yeni bir şey değil. Pandemiden önce de, çok kişide görmüşümdür. Delilik mecazi anlamda diyorum. Televizyonda bu anlamda çılgınlık diyorlar. Alışveriş çılgınlığı vesaire. Bütün bunlar birtakım psikolojik sıkıntılardan, çıkmazlardan kaynaklanıyor. Kimin ne derdi var, kim kendini nelerle avutmaya çalışıyor bilemeyiz. Allah yardımcıları olsun.


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.

Lütfen sorunuzu konu ile ilgili sayfaya yazmaya gayret edin.

Sorunuzu/Yorumunuzu yazın:

Sorunuz cevabımla birlikte 1 veya birkaç saat içinde burada görünür olacaktır. Lütfen ara sıra kontrol edin.