Serotonin

Mutluluk, huzur ve neşe için serotonin gerekli midir? Öyle ise niçin işe yaramaz? Veya nerede hata yapıyoruz? Çözümün son derece basit, kolay ve masrafsız olduğunu biliyor muydunuz? Bu sayfayı okuyun ve edinilmiş acizlik türünden olan inadı bırakın.

Sinir hücreleri arasında ve sinir hücreleri ile diğer hücreler arasında olması gereken iletişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi bazı kimyasallara bağlıdır. Bunlardan biri serotonindir. Kimya ilmine göre bilimsel olarak 5-hidroksitriptamin şeklinde isimlendirilir. Serotonin insanlara canlılık, neşe, huzur ve mutluluk verir. Bünyemizin serotonine olan ihtiyacı bunlarla sınırlı değil ama bu sayfanın konusu itibarıyla diğer konulara girmiyorum.

Seroton vücudumuzda üretiliyor. Beyinde ayrıca üretilir. Yani direkt olarak gıdalarda almıyoruz. Aminoasit içeren gıdalar sayesinde oluşuyor. Hangi yiyecekler? Kısaca diyebilirim ki sağlıklı ve dengeli beslenme şartıyla sağlıklı besinlerin hepsi işe yarar. Özellikle şunu şunu yemek serotonini arttırır gibi sözlere itibar etmeyin.

Huzur, mutluluk ve neşe için

Serotonin hakkında araştırma yapanlar genelde depresyon ve benzeri sıkıntılardan bir çıkış yolu bulma amacındadır. Onların gerçek ihtiyacı olan birkaç bilgiye dikkat çekmek istiyorum.

Yapılması gerekenler

Mutlu olamıyor musunuz? Çeşitli sıkıntılarınız mı var? Depresyondan mı muzdaripsiniz? Çare mi arıyorsunuz? Çareyi dışarıda bulamazsınız. Çare sizin içinizde. En başta nerede biliyor musunuz? Sindirim sisteminizde. Özellikle de bağırsaklarınızda.

Bünyenizin aminoasit içeren gıdaları tam anlamıyla değerlendirebilmesi, aminoasitlerden alacağını alıp serotonin üretiminde kullanması ve depolamaları yapabilmesi.. İş bununla da sınırlı değil. Dolaşım sisteminiz sağlıklı mı? Hücre zarları arasından geçişlerin sağlıklı olabiliyor mu? Seroton sağlayan yiyeceklerden bol bol yemeniz hiçbir şeyi değiştirmez. Ne kadar yerseniz yeyin sindirim sisteminiz sağlıklı çalışmıyorsa, beslenmeniz dengeli beslenme değilse bu takdirde nasibiniz yok denecek kadar az olacaktır.

O halde işe bağırsaklarınızın aktif çalışmasını sağlamakla başlayın. Büyük tuvalet ihtiyacınız günde en az bir defa kesinlikle olmak zorunda. İdeali günde iki defa olmasıdır. İşte bu dengeyi öncelikle ve acilen yakalamalısınız. Yani esas araştırmanız gereken konu sağlıklı beslenme biçimidir.

Sebzeler ve meyveler gün içinde diğer tüm yediğiniz şeylerden daha fazla olmalıdır. Bu kesinlikle şart. Mevsime uygun sebzelerden yapılan yemekler ve salatalar günlük beslenmenizde ağırlıklı yer almak zorundadır. Bu şart. Yine mevsime uygun meyvelerden günde hiç değilse bir avuç dolusu miktar kesinlikle her gün yemeniz hayati önem taşır.

Günde birer tane bile olsa ceviz, kuru kayısı, kuru incir yaz sonundan kış sonuna kadar kesinlikle her gün yemelisiniz. İlkbahar ve yaz aylarında zaten her çeşit mevsim meyvelerini yemek zorundasınız. Yıl boyu her gün günde bir avuç kadar zeytin ve üç beş tane fındık yemeyi ihmal etmeyin. Yemeklerde ve salatalarda mutlaka saf zeytin yağı kullanın. Saf balık yağı günde bir yemek kaşığı ölçüsünde içmeniz gerekir.

Bütün bunları yapmanın yanısıra yaşadığınız veya çalıştığınız odada gündüz boyunca gün ışığının tam hakim olması çok önemlidir. Mümkün değilse dışarıda daha fazla gezintiler yapmalısınız. Ya da içeride güneş ışığı etkisi veren aydınlatıcılardan kullanın (sadece gündüz saatlerinde). Sabah erken kalkıp sabah güneşini teninizin özellikle yüzünüzün ve göz kapaklarınızın en az 15 dakika hissetmesini sağlayın. Gözlerinizi kapatmanız gerekmez. Birkaç dakika yere bakarak ama başınızı aşağı eğmeden güneş yönüne yürümeniz yeterli. Hava bulutlu bile olsa işe yarar. Sadece ışığı fazlaca etkileyen yoğun kara bulutlu günlerde işe yaramaz.

Diğer önemli aktivitelerin başında akraba ziyaretleri, doğal parklarda gezintiler, varsa deniz/göl kenarı yürüyüşleri gelir.

Yapılmaması gerekenler

Siyasi tartışmalar, siyasi yazışmalar, her şeye kızıp duran insanlarla sık sık görüşmeler size iyi gelmez. Bu gerçeği kabul edin. Pozitif enerji sahibi hoşsohbet insanlarla görüşün. Hazır kahve denen neskafe ve benzeri kahveleri mutlaka hayatınızdan çıkarın. Kahve beyazlatıcısı da son derece zararlı. Bunların yerine kahve ihtiyacınızı Türk kahvesi ile giderin. Kahve beyazlatıcısını hiçbir şekilde hiçbir şeyle kullanmayın. Onun yerine taze süt kullanın. Kola içeceğini de hayatınızdan çıkarmanız, kafein ihtiyacınızı Türk kahvesi ve çay ile karşılamanız sizi binbir çeşit sıkıntılardan kurtaran adımlarınızdan olacaktır.

Alkollü içecekleri bırakın. Bırakamıyorsanız, kendinizi bağımlı hissediyorsanız size en doğalından bir çıkış yolu: Yemeklerin hemen peşinden hiç ara vermeden tatlı meyveler veya sütlü tatlılar yerseniz bünyeniz alkole artık ihtiyaç duymayacaktır. Mutlaka deneyin. Sonuçta şaşıracaksınız. Alkol alışkanlığından kurtulduğunuzda tatlıları ve meyveleri artık yemeklerin hemen sonrasında değil en az bir saat sonra yemelisiniz.

Sigara bağımlılığı günde bir iki paket içmek değildir. Bu konuda gözünüzü açmalısınız. Nikotin bağımlılığı insana her an sigara içirmez. 24 saat içerisinde uyku dışındaki sürede tam iki saat sigarasız gayet rahat durulabilir. Hadi diyelim 90 dakika olsun. Ama daha sık sigara içmenin kesinlikle bağımlılıkla ilgisi yok. Bu sadece stres bozukluğu türünden bir alışkanlıktır. İnsanı aptallaştırır. Zaten stres bozukluğunda insan (farkında olmasa bile) aptallaşmaya ihtiyaç duyar. Bu da depresyonu sabit kılan bir tercihtir. Sizin tercihiniz! Bunu yenmek için kendinizi oyalayacak hem beyninizi hem ellerinizi meşgul eden hobisel alışkanlıklar edinmelisiniz. 90 dakika dolmadan kesinlikle sigara içmeyin. Göreceksiniz ki o 90 dakika bir şekilde iki saate çıkacaktır: Nikotin bağımlılığından kurtulmadığınız halde sigarayı büyük ölçüde azaltmış olacak ve daha aktif, daha aklı başında, daha hareketli ve neşeli olacaksınız.

Sonuç

Serotonin sizin içinizde oluşması gereken bir madde. Ama oluşabilmesi için sağlıklı beslenme ve akıllıca hareketler şart. Kendi kendinizi mahkum ettiğiniz, sadece sizin tercihlerinizle şekillenmiş bilinçsizce bir hayat tarzı sizi depresyona da götürür her türlü psikolojik ve fiziksel hastalıklara da götürür. Yukarıdaki bilgileri tekrar okuyun. İyi düşünün. Kendinizi hapsettiğiniz hatalı yeme-içme alışkanlıklarından ve mantıksız davranış kalıplarından kendinizi çıkarın. Sizi bunlardan serotonin takviyesi çıkarmaz. Hiç işe yaramaz. Kendiniz çıkmak zorundasınız. Bu sayfadaki tavsiyeleri uygularsanız bünyeniz gerektiği gibi serotonin üretimini yapacaktır. Her şey hızla yoluna girer. Hiç şüpheniz olmasın. Hiçbir şeyi kendi dışınızda aramayın.

Son söz: Yine de çözüm bulamayacağınızı düşünüyorsanız psikologlara değil ama mutlaka bir psikiyatr doktora baş vurun. Size vereceği bir ilacı kullanmaya başladıktan birkaç hafta sonra yukarıdaki tavsiyeleri yeniden okuyup hayatınıza sokmaya gayret edin.

Yazar: Erdal Yüksel

Kategori: Yaşam

Etiketler:



Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)